Şanzelize caddesi (Champs Elysée)

Şanzelize caddesi (Champs Elysée)

Ne ne?

Fransa’nın başkenti Paris’in ünlü bir caddesidir. Parisin en güzel caddesi olarak gösterilmektedir ve fransızlar aralarında dünyanın en güzel bulvarı diye hitap ederler. Adını Yunan mitolojisinde cennet olarak gösterilen Elysion ovalarından almıştır.

Arc De Triomphe

Ay yeter bu kadar resmiyet!. Geniş mi geniş bir caddedir. Upuzun ve sonunda şahane bir yapıt dikkati çeker. İsmi,  Arc De Triomphe’dir. Zafer anıtı diyebiliriz. Devasa bir yapıya sahiptir. 12 caddenin birleştiği bir kavşağın ortasında yer alır. Bunlardan biri de Şanzelizedir.

Caddenin kenarlarında bütün lüks markaların mağazaları yer alır. Şimdi isim-isim  saymaya kalkarsak uzun zaman alabilir. Ünlü kafeler ve restaurantlar var. Hepsi ateş pahası. Bir kahve içmek isterseniz,  sıradan bir kahve için 10€ ödemek zorunda kalabilirsiniz. Restaurantlarda kişi başı yemek 100€’ya çıkabiliyor. Tabiki ben yemedim. Yiyenlerden duydum. 🙂 Ayrıca Restaurantlarda yemek yiyen insanların hepsi takım elbise ve kravatlıydı. Gençlere rastlamak imkansız derecede olasılıksızdı.

H&M mağazasını dolaştım. Fiyatlar o kadar da pahalı değildi. Sezon indirimine denk geldim sanırım. Yoksa düşünemiyorum o caddede uygun fiyatı.

İŞş

Etrafta sürekli takım elbiseli, elinde çantasını olan, uzun boylu paltolu şık giyinimli, parlak ayakkabılı, AUDI anahtarlığı olan “business” insanlar görebilirsiniz.

Bol bol fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin. Hatta mağazaları, kafeleri, restaurantları bile çekin.  Bütçesi kısıtlı olanlar için orada yemek yiyip içmek geri dönüşü olmayan hasarlar verebilir. Fotoğrafı ile yetinmek iyi fikir.

Size tavsiyem çantanızı kendinize kilitleyin.  Çok büyük deneyimim var. Pişman olmayın.

Nee birisi D’orsay mı dedi????

Devam edecek…

Ali Yıldırım



Paris’te Son Tango


İlk Tango Yalnız Kovboy

Tabii Avrupa’nın en romantik, en güzel, en muhteşem şehirlerinden bir tanesi ziyaret için en sona bırakıldı.  Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra otobüsle yola çıkıldı. Rüya şehir Paris’e girerken 1 saat trafikte çileler çekildi.  Ve Mutlu son Paris’teyim.

İlk Ziyaret

Saatler 1’e yanaşırken ilk ziyaret yeri tabiki otobüs garına en yakın olan ve yol üzerindeki önemli yapıtlardan Notr Dame Kilisesi idi.  Atladım örümcek ağına (bu örümcek ağı daha sonra başımı yakacak haberim yok henüz)  vardım Seine nehrinin ortasındaki kiliseye. Güzel bir yapıya sahip. Üç kapısı ve iki zarif kulesi var. İçindekiler bütün kiliselerle aynı zaten. ruhani müzikler çalıyor.  Çıkışta baktım güvercinler adamın başında üşüşüyor, hemen gittim oraya, bir de ne göreyim! Arkadaş!!

Evren Size bir yol Arkadaşı Verir mi?

Birçok arkadaşıma haber etmiştim.  “Benimle Paris’e gelmek ister misiniz?” diye. Hep olumsuz yanıt almıştım; fakat umrumda değildi. Tek de olsam gidecektim.  En nihayetinde tek gittim. İşte o Notr Dame kilisesi bir arkadaşlığın başlangıcına vesile oldu. Övünç Ünal, bu isim size yabancı gelebilir.  “Nereden tanıyım” diyebilirsiniz. Haklısınız; fakat onun mesleği ve yaptıkları sizin planlarınızda değişiklik yapma hakkına sahip.

Şöyle ki, eğer bir gün uçakla THY’den bir yere gitmeye karar verdiğinizde, Övünç Ünal’ın belirlediği saatlerde gitmek zorundasınız; çünkü o karar verir hangi uçak ne zaman kalkacak.

Paris’e 4 günlüğüne iş toplantısı için gelen Övünç abi, birlikte gezme ve görme fikrimi olumlu yanıtlamak suretiyle kendimizi LUR müzesinde bulduk.(biliyorum devrik bir cümle)

Bilmeyenler için LUR müzesi Mono Lisa tablosunun olduğu müzedir. Devasa bir yapıya sahiptir. Çok büyüktür. Gezmesi bir gününüzü alabilir. biz de onun için Mono Lisa ve birkaç önemli yapıta baktık çıktık. Yapıtlar gerçekten ilgi çekiciydi.

Zaten müzede yaşananlar büyük bir komedi. Mono Lisa tablosunun önü anne-baba günü gibi. Herkes fotoğraf çekmeye çalışıyor. Tabi biz de istedik Övünç abi ile fotoğraf çekmek; fakat bir kadın aynen şöyle dedi “you should not take photo, you should look at her eyes.” Ne alaka ise :S Biz de çektik fotoları çıktık. Kadına da “Allah’a ısmarladım” dedim.

Sizce de Eyfel Zamanı mı?

O demir yığınından bahsetmek istemiyorum. Zaten çok da uzun değil. Akşamları ışıkları yanıyor. Görsel anlamda bir zenginliğe sahip değil. Altından bakınca öyle anlaşılıyor. :):) Güzel fotoğraflar çektik; fakat Övünç abi telif haklarından dolayı yayınlatmıyor. 🙂

Anahtarlık ve hediyelik eyfel şeyleri almak isterseniz, kulenin altında bol bol satılıyor. Pazarlık yapmayı ihmal etmeyin. 40 tane anahtarlığı 5€’ya kapatabildim. (Tabii çanta olayı olmasaydı, getirecektim 🙁 )

D’orsay Müzesi Ne ki?

Bir sürü tablolar, heykeller ve küçük ev aletleri gibi yapıtlar var. Görülmesini tavsiye ederim. 18-19. yüzyıl yaşamını anlayabilirsiniz.  Avrupa birliği vatandaşı olmayanlar için giriş ücretlidir.

Ne birisi Şanzelize Caddesi mi dedi? (Champs Elysée)

To be continued…  Az sonra…


Paris Büyükelçilik Çalışanlarına

Hayatımın en kötü zamanlarından biriydi.

Bir Yurtdışı gezisinde pasaportunu, kamerasını, nüfus cüzdanını ve bir çantada olması gereken her şeyini kaybeden birisinin durumunu düşünün.
Kalacak yeri yok. İngilizce bilen yok. derdini anlayan yok. Polislerin ilgisizliği ve umursamaz tavırları karşısında parasız, bitkin ve çaresiz bir öğrenci düşünün.

Ben o duruma düşen birisiyim.

Polislerden yardım alamayınca en son yapabileceğim yürüyerek Paris’te büyükelçiliğin adresini bulmak ve durumumu onlara anlatmak.

Nitekim buldum. Sağolsunlar beni içeri alarak hikayemi dinlediler. Neler yapabileceklerini planladılar. Büyükelçimiz devreye girdi. Çalışanların hepsi seferber oldu.
Bu duruma maruz kalan bir vatandaş için maddi ve manevi yardımı konsolosluğun yaptığını söylediler.  (Saat akşamın 8 civarı idi. ) Konsolosluk kapalı idi.  Elçiliğin böyle bir resmi yardımının olmadığını söylediler.

fakat asıl gerçek sonradan aydınlandı.

Büyükelçilik çalışanları kendi aralarında para toplayarak hem yol harçlığı hem de yol parası temin ettiler ve beni Belçika’ya gönderdiler. O anki duygularımı anlatmanın imkanı yok. Birşeyler gevelemeye çalışırken, kelimeler tıkandı boğazımda. Anladım ki, Türkiye ve Türk insanı başka bir yapıya sahip, hiçbirşey söyleyemiyorum teşekkür etmekten başka… Sizleri unutmayacağım. Umarım bir sonraki gelişimde, sizleri ziyaret eder, sıcak sevginize tekrardan sahip olurum.

Şuan ne bulunamayan çantayı düşünüyorum, ne pasaportu ne de başka birşeyi…giden gitsin. Tek düşündüğüm, yaşadığım böyle bir olay karşısında sizleri tanımak, yardımınıza ve iyi niyetinize sahip olmak.  Heryerde anlatabileceğim, kahraman ve yardımsever türkler olduğunu söylemek…

Buradan başta Büyükelçimiz Tahsin Burcuoğlu’na, en çok çabayı sarfeden vefakar, iyi kalpli, unutulmayacak insan ve ismini vermek istemeyen “Emniyet Amiri” abime, ve diğer bütün çalışanlara gönülden kocaman teşekkür ediyorum.

Biliyorum karşılık beklemek için yapmadınız ama umarım, ben de bunun karşılığını başarılı bir öğrencilik ve iş yaşamıyla sizlere veririm.

Benim için Unutulmayacak efsane bir Paris Büyükelçiliği Çalışanları oldunuz.

Kucak dolusu Teşekkür ve Sevgilerle