Google Alert ile internetteki her şeyi takip edin

Google Alert’i uzun zamandır kullanıyorum ve çok memnunum. Medya takip şirketlerinin size gönderemediği haberlerinizi bulup gönderiyor, hem de anında mail adresinize geliyor.

Google Alert’te sistem nasıl işliyor? öncelikle internette bilgi araştırıp bulmak bazen gerçekten zor oluyor. Bazen yeni yayımladığınız veya paylaştığınız bir ileti, acaba nerelerde yer aldı, nerelerde kullanıldı diyebiliyorsunuz. İsminiz, markanız, bir sevdiğiniz veya bir başkasını internette takip etmek istiyorusunuz. Yapmanız gereken Google hesabınızla Alert’e giriş yapıp, takip etmek istediğiniz kelimeyi girmek ve onaylamak. Örneğin ben “alyldrm” kelimesini Alert’e giriyorum ve onaylıyorum. Daha sonra mail adresime bir onay maili gelerek sistemi aktif hale getiriyorum. Bundan sonra internette herhangi bir sitede “alyldrm” kelimesi geçtiğinde Alert bize o siteyi veya yazının linkini mail olarak adresimize yolluyor. Bu mail alma zamanını kendiniz ayarlayabiliyorsunuz. Mesela, mail alma sıklıklarında “haber çıkar çıkmaz “,  “günde bir kez” veya “haftada bir kez” gibi seçenekler bulunuyor. Bu sistem daha çok markalar için faydalı. Kişi markası hakkında internete düşen herhangi bir yazıyı anında tespit edebiliyor. Çünkü Alert, onu anında bulup mail olarak size gönderiyor. Son olarak arama yapılacak siteleri de seçebiliyorsunuz.Mesela, “bloglar”, “video siteleri” ve “haber siteleri” gibi seçenekler mevcut. İstediğiniz alanda istediğiniz bilgiyi alabilirsiniz.

Siz de Google Alert’i kullanabilir, internete düşen her şeyi tek bir kelime ile takip edebilirsiniz. 

Sosyal medya ajansları, uzmanları ve iletişim sektörü

Üniversite hayatım boyunca marka ve kurum kimliği üzerine bir çok şey duydum. Marka isimlerinin çok önemli olduğu, çok dikkat edilmesi gerektiği, kurumun bütünün yansıtması gerektiğini öğrendim. Mesela logodan yazı karakterlerine ve fontlarına kadar hepsinin bir şey anlatması ve anlaşılır olması gerekiyor. Bir tüketici logoyu veya kurum ismini gördüğünde marka ve sektörüyle ilgili aklında bir şeyler canlanmalı. Halkla ilişkiler sektörü 30 yıla dayanan bir geçmişe sahip.  Halkla ilişkiler şirketleri ortaya çıktığında markalaşma sürecinde isim ve soyisimden hareket etme mantığını sürdürmüşler. Sabancı gibi, Koç gibi, Ciner gibi ajanslar da Saydam, MPR, NPR gibi isimler koymuş. O isimlerin koyulduğu dönemde halkla ilişkiler profesyonelleri daktilo ile basın bülteni yazıyordu diye tahmin ediyorum.

Ne zamanki teknoloji gelişti, iletişim teknolojileri ve internet yaygınlaştı, pazarda yeni bir gereksinim ortaya çıktı. İnternet ve sosyal ağlarda konvansiyonel iletişim modelleri uygulanabilir miydi? Halkla ilişkiler çalışmaları sosyal ağlarda ve internette nasıl uygulanmalıydı? Pazardaki bu boşluk sosyal medya ajanslarını doğurdu. Aslında bu ajanslar hep vardı. 3 yılda, 5 yılda kurulan ajanslar bir algı yönetimi değil Facebook ve Twitter’da hesap yönetimi yapıyor. Eskiden beri var olan sosyal medya ajansları ise şirketlere web sitesi ve yönetimi desteği zaten veriyordu. Ne zaman ki Facebook’un kullanıcı sayısı 900 milyona ulaştı, o zaman markaların da dijital talepleri ortaya çıktı. Bu zamana kadar geleneksel medyada gazete, TV ve dergilerle medya ilişkileri yapan iletişimciler, sosyal ağlar çıkınca ve profesyonelce markalara hizmet etmeye başladıkça apışıp kaldılar. Markaların dijital taleplerine cevap veremediler. Bir marka halkla ilişkiler danışmanına Wikipedia nedir dediğinde geleneksel halkla ilişkilerci susup kaldı. Sektör de sosyal medya ajanslarını doğurdu.

Peki bu sosyal medya ajansları, neden isimlerini garip garip anlaşılmaz ve kurum kültürünü ve işi yansıtmayan isimler kullanılır? Mesela Tick Tac Boom deyince sizin de aklınıza ağızda patlayan şeker geliyor dimi? Mesela, Hayal Akademisi deyince benim aklıma kişisel gelişim merkezi veya rehabilitasyon merkezi geliyor. Haa bir de 4129 var Mitoz var, daha bir sürü sosyal medya ajansı var. Web sitelerine girdiğinizde sizi “Online itibar yönetimi” gibi fiyakalı cümleler karşılıyor. “Markanızın İnternetteki yüzünü güzelleştirelim” diyor mesela. Sizce de yapmış oldukları çalışmalarla milyonlarca insanın olduğu internette markalar hakkında bir algı yaratıyorlar mı? Markaya karşı sadakat oranlarını yükseltiyorlar mı? zannetmiyorum. Neden bu gibi isimler koyduklarını da anlamıyorum. Mesela ben Yıldırım Sosyal Medya Ajansı isminde bir ajans kursam, tutmayacak mı? siz bana bunu mu söylüyorsunuz. O isimler sizin kurum kimliğinizi yansıtıyor mu? marka algınız çok mu güçlü? tiktakboom deyince akılda güçlü bir imaj mı yaratacak? siz ajanslar, önce kendi itibarınızı kurtarın ve kurallarınızı yazın. Bizler markaların itibarını güçlendiririz.

Artık bir bilardo salonunun Facebook hesabını yöneten kişi, Kendine Blogspottan bir web sitesi açarak sosyal medya ajansı kuruyor, ismine de Twitter’da ajans kurucusu veya başkanı diyor. Ne kolay dimi Sosyal Medya Danışmanı olmak. Ne kolay dimi Sosyal Medya Uzmanı olmak. Elinde bir Facebook hesabı olan sosyal medya uzmanı oluyor. Markaların internette itibar yönetimlerini ve algı yönetimlerini üstleniyor. Helal olsun diyorum.

Umuyorum ki, bu sosyal medya iletişiminin kuralları biran önce yazılır.

Yeni meslekler arasında olan iletişim alanının herkes tarafından yapılamayacağı uygun bir dille anlatılmalı.

Seramik okuyan bir kişinin, halkla ilişkiler uzmanı olmasının önü kesilmesi.

Facebook’ta hesap yöneterek, fotoğraf video paylaşarak online itibar yönetimi yapılamaycağı anlaşılmalı,

4-5 yıllık geçmişe sahip sosyal ağların 2 yılda uzmanı olanlar var. İtibar edilmemeli.

sosyal medyanın da geleneksel medyadan bir farkının olmadığı anlaşılmalı.

sosyal ağların da iletişimcinin kullanabileceği birer mecra olduğu unutulmamalı.

 

 

Samsung Galaxy Note ve Geleceği

Yaklaşık 2 aydır Samsung Galaxy Note kullanıyorum. Bu telefonla ilgili fikirlerimi bir yazayım dedim. Belki almak isteyenlere bir tavsiye olur. Ayrıca ikinci telefon da eylül ayında tüketicinin beğenisine sunulacakmış. Bu telefonun özelliklerini tam olarak bilemiyorum; fakat tahminlerim var, muhtemelen de her zamanki gibi doğru çıkacak.

Samsung Galaxy Note’da en büyük dezavantaj, internet yani 3G açık kaldığı sürece şarjının akşama kadar dayanamayacağının kesin olması. Artık Netbook diye tabir ettiğimiz mini bilgisayarların bile şarjının 12 saat gittiği bir zamanda yeni çıkan telefonlarının şarjının da 12 saat gitmesi, tüketicilerin kafasında satın alıp almayacağı konusunda soru işareti bırakıyor. Bu sorunun kısa sürede de çözüleceğini zannetmiyorum. Artık Iphone, Blackberry, HTC gibi akıllı telefonların öncü markaları, bir an önce batarya konusunda çalışmalara başlasalar iyi olur. Yoksa ilerleyen dönemde satışlarda düşüş yaşanabilir.

Samsung’un Galaxy Note’ta bir diğer dezavantaj, Android yazılımlarının ülkeden ülkeye farklılık göstermesi. Bir ülkede Android 4.0.3 kullanılırken, diğer bir ülkede 2.3.5 kullanılıyor ve güncelleştirmeler de tüm dünyada birden yayımlanmıyor. Her ülkede farklı zamanlarda güncelleştirme yayımlanıyor.

Galaxy Note’un iyi yanları, avantajı da var tabii. Büyük ekran olması, çift çekirdekli olması ve internet sayfalarında hızlı gezinmek, internet bağımlısı kullanıcılar tarafından tercih edilmesini kolaylaştırıyor. Telefonun cezbedici özellikleri arasında küçük ve ilgi çekici özellikler var. Mesela, telefon çaldığında bir toplantıdaysanız, telefonu ters çevirdiğinizde sessize geçmesi. Mesela, sabah alarm çalmadan önce inceden klasik müzik tarzında alçak tonda müzik çalması. Mesela, kalemi elinize alıp istediğiniz renkte ve tonda resim yapabilmeniz. 8 MP kamerasıyla HD görüntüler çekebilmeniz, sizi Galaxy Note almaya itebilir. Dediğim gibi, İnternet ve sosyal ağ bildirimleri açık olduğu sürece telefonun bataryası ancak sabahtan akşama kadar dayanabiliyor.

Samsung Galaxy Note 2 (iki) için söyleyeceklerim ise, bu telefonun Quad yani 4 çekirdekli gelmesi, 1’den ayırt edici özellik. Bunun dışındaki özellikler Galaxy note 1 ile farkı yok. Samsung Galaxy note 2 mi? yoksa Galaxy note mu derseniz, 2’ye gerek yok. Boşuna para ödemiş olursunuz. çift çekirdekli galaxy note da şimdilik kullanıcıların işini görüyor. Benim işimi görüyor hiç değilse. Bu artada Galaxy Note 2’nin özelliklerini aşağıda iletiyorum. Galaxy note ile Galaxy note ikiyi karşılaştırırsanız, olağanüstü bir fark göremeyeceksiniz. Satın almayın. Samsung’un 2’den çok fazla para kazanacağını zannetmiyorum. Iphone 5 ekimde çıkarsa Samsung’un önünü tıkayacaktır. Samsung akıllılık edip Iphone 5’ten önce pazarda yer almak istedi, ama çok akıllıca bir fikir değildi.

Son olarak Samsung’un Apple’la ödemek zorunda kaldığı bir milyar dolarlık tazminat için üzgünüm. Samsung bunu çoktan haketmişti.

Galaxy note 2 özellikleri

5.5 inç’lik dev bir ekrana sahip olan Galaxy Note II, HD Super AMOLED ekran kullanıyor. 3,100mAh bataryası sayesinde nispeten uzun süre şarj derdi olmayan cihazın ağırlığı ise 180 gramı buluyor.

8 megapiksel dahili kamerasıyla gelen Galaxy Note 2’nin ön yüzünde de 1.9 MP’lik bir kamera yer alıyor. Ön kameranın HD formatında video kaydı yapabilmesi ise önemli bir özellik.

Android’in en yeni sürümü 4.1 Jelly Bean ile gelen cihazın 16, 32 ve 64 GB hafızalı farklı modelleri bulunuyor. Bunun dışında micro SD yuvasıyla da toplam hafızayı artırmak mümkün.

Beyaz ve Titanyum Gri renklere sahip Galaxy Note II, önce Avrupa’da daha sonra Asya Ortadoğu ülkelerinde satışa sunulacak.

Cihazın dikkat çeken özelliklerinden biri de Screen Recorder uygulaması sayesinde ekranın görüntüsünü almanın bir adım ötesine geçerek videosuna da çekebilmesi.

Reklam ve sinema sektöründe 9D teknolojisi

Bir yerlerden 9D reklam ve sinema teknolojisi duydum. Nedir diye merak ettim, biraz araştırdıktan sonra kısa bir fikir edindim. Hemen size aktarmalıyım diye klavyeyi (kalemi) elime aldım.

Arkadaş, 9D dedikleri teknoloji 3D teknolojisine yeni efektler katılarak oluşturulmuş bir sistem. 3D teknolojide videoları 3 boyutlu görüyoruz ya, 9D’de ise rüzgar, su, hareketli ortam gibi yeni öğeler ekleniyor. Örneğin bir sinema filmini seyrediyorsunuz, 9D teknolojide oturduğunuz koltuk filmdeki sallantı efektlerine göre sallanıyor, rüzgar efektine göre yüzünüze rüzgar geliyor, eğer ıslak bir ortam olursa da yüzünüze su efekti geliyor. son olarak kavga ortamı olursa filmde, yüzünüze tokat da gelebilir, dikkat edin. Bu teknoloji şuanda Türkiye’de kullanılıyor mu bilmiyorum; fakat Amerika’da uygulanmaya başladı.

Bu teknolojinin reklam sektöründe hayata geçeceği ise şimdilik muamma. Belki “outdoor” reklam aktivitelerinde kullanılabilir. İnsanların yoğun olarak kullandığı mekanlarda bir platform kurularak ilgi çekici bir aktivite planlanabilir.

 

Başbakanlıktan yeni uygulama: BİMER


 

Başbakanlık vatandaş ile arasındaki uçurumları yok etmek amacıyla bir halkla ilişkiler çalışmasına imza atmış. Vatandaş bir problem yaşadığında Alo 150’yi arıyor, telefona bulunduğu ilin valiliğinde kurulan halkla ilişkiler bürosundaki memur çıkıyor ve vatandaşın derdini sisteme kayıt ediyor. Sistem, talebin konusuna göre bir ayrıştırma yapıyor ve ilgili makamlara iletiyor. Eğer konu başbakanlıkla ilgili ise başbakanlığa, kaymakamlıkla ilgili ise kaymakamlığa aktarılıyor. Daha sonra sisteme kayıt edilen iletişim bilgileriyle vatandaşa geri dönüş yapılıyor. sistemin özü bu.

Devletlerde iletişim modellerinin geçmişine baktığımızda 1900’lerin başında kamu iletişiminde James Grunig’in “Basın Ajansı Modeli” dediği modeller uygulanıyordu. Bilgi kaynakları (devlet), yalnızca istediği bilgileri topluma aktarıyor, toplumdan yansıyan geri dönüşlere ise cevap vermiyordu. bir necvi propaganda idi. Daha sonra uygulanan “Kamuyu Bilgilendirme” modeli ile halk toplumda yaşanan olaylardan tamamen haberdar edilmeye başlandı. Sonrasında gelişen iletişim teknolojileriyle birlikte bilgi kaynaklarını vatandaş oluşturmaya başladığında karşılıklı etkileşime dayanan  “Simetrik” iletişim modelleri uygulanmaya başlandı. Halk, artık bilgi kaynağını oluşturuyordu. Bilgi kaynakları da iletmiş olduğu mesajların geri dönüşüne göre yeni mesaj oluşturmaya başladı aynı zamanda enformasyon hem devletten hem de toplumu meydana getiren bireylerden topluma aktarılmaya başladı. BİMER de bu tür iletişim modellerinin bir örneği aslında.

Devlet, vatandaşını memnun etmek için bir şirket gibi çalışıyor aslında. Vatandaşını memnun ettiği sürece, sürdürülebilir bir iletişim ortaya çıkacak. Bu da hükümetin sürekliliğini artıracak.

Bimer nasıl çalışır? Bimer nedir? veya Bimer’i nasıl kullanabiliriz diye soracak olursanız aşağıda hepsi yazıyor.

BİMER  nedir?

BİMER, bilişim ve iletişim teknolojileri kullanılarak hayata geçirilen bir halkla ilişkiler uygulamasıdır.İyi ve sağlıklı işleyen bir halkla ilişkiler uygulaması için günümüz iletişim teknolojilerinin kullanılması bir zorunluluktur. BİMER ile oluşturulan sistem sayesinde vatandaş ile devlet arasındaki iletişim kanallarının tümü açık tutularak müracaatların her zaman ve her yerden yapılabilmesi yanı sıra, müracaatlara cevapların da hızlı, etkin ve daha ekonomik bir şekilde verilebilmesine imkan sağlanmıştır.

BİMER Nasıl Kullanılır?

BİMER uygulaması kapsamında Kaymakamlık, Valilik ve Bakanlıkların tümünde “Halkla İlişkiler Müracaat Büroları” kurulmuştur.Ancak “Alo 150” hattını cevaplamak üzere sadece valiliklerimizde çağrı merkezleri bulunmaktadır.Kaymakamlık ve Bakanlıklar’ a “Alo 150” hattı üzerinden ulaşılamaz.

“Alo 150” numarası herhangi bir ilimizden arandığında o ilin valiliğinde ki halkla ilişkiler görevlisi telefonu açar.Önündeki bilgisayarda Başbakanlık web sayfası inden telefonla arayan vatandaşın kişisel bilgilerini ve müracaatının konusu ve detaylarını kaydeder.Daha sonra kayıt altına alınan bu müracaat Valilik’ teki yetkili tarafından Kaymakamlık, İl Müdürlüğü veya Bölge Müdürlüğü’ne sistem üzerinden gönderilir.Gönderilen müracaat Kaymakamlık, İl Müdürlüğü veya Bölge Müdürlüğü tarafından sonuçlandırılır ve müracaat sahibine cevap verilir.

“Alo 150” numarasına yapılan müracaat herhangi bir Bakanlığı veya Başbakanlığı ilgilendiriyor ise yine valilik halkla ilişkiler görevlileri aracılığı ile Başbakanlık web sayfası kullanılarak sistem üzerinden Başbakanlığa gönderilir.Buradaki değerlendirme sonrasında müracaat Bakanlık Yetkilisi tarafından Bakanlığın ilgili birimine yine sistem üzerinden gönderilir ve müracaat ilgili birim aracılığıyla cevaplandırılır vatandaşa da cevap verilir. Verilen cevaba ilişkin detaylar sisteme kaydedilir.

 

Bu sayede yerel düzeyde çözülebilecek müracaatlar Bakanlık ve Başbakanlığa gelmeden cevaplandırılır.Böylece zaman ve paradan tasarruf edilmiş olur.

BİMER hakkındaki bilgiler www.basbakanlik.gov.tr adresinden temin edilmiştir. Detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.