2012’ye ait siyaset notları ve AB ilişkileri

ab iletişimi

2012 yılı Türkiye için ekonomide vites küçülterek geçti. 2011 yılını 8.5 oranında rekor büyümeyle kapatan Türkiye, Çin’in ardından dünyada en hızlı büyüyen ikinci ülke olmuştu. 2012 yılının ilk dokuz ayında ise bu rakam yüzde 2.6 oldu. Ekonomideki gidişat böyleyken Türkiye’nin 50 yılını verdiği AB sürecinde neler olup bitti dersiniz?

Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin dış politikası Ortadoğu, Türkii Cumhuriyetler ve Uzak Doğu odaklı yürüdü. ekonomik ilişkiler için Çin’e, Nükleer Zirve için Güney Kore’ye, G-20 Zirvesi için Meksika’ya giden başbakan ve heyeti, Endonezya, İran, Kazakistan gibi çok farklı ülkelerde temaslarda bulundu.Bu ziyaretler arasında Başbakanlık düzeyinde AB için herhangi bir temas olmadı.

Suriye’de muhalefetin Esed rejimine karşı başlattığı isyan ve sonrasında yaşanan katliamlar da 2012 yılı dış politikamızın merkezi haline geldi. Bir kaç yıl evvel Esed ile kol kola olan ve halkının o zaman da demokrasi talep etmesine karşın bu konuda hiç konuşmayan Başbakan Erdoğan, ABD başkanlık seçim maratonunun başlamasıyla birlikte Suriye’ye karşı tek başına bir cephe aldı. İran’ı, Rusya’yı ve Çin’i de karşısına alan Başbakan, Yürüttüğü politikada yalnız kaldı. Bu cepheleşmeyi karşı yürüttüğü sert politikadan vazgeçen başbakan, yüzünü henüz AB’ye dönmüş değil.

Yılın son günlerinde anayasa çalışmaları, ODTÜ olayları ve başkanlık sistemi gündemleriyle meşgulken Türkiye, AB yolunda henüz gereken adımları atmıyor.

2013 yılı Türkiye için AB yılı olmalıydı

Hükümet 2013 bütçesinde bakanlıklar arasında en düşük bütçeyi 213 milyon 573 bin 650 Lira ile AB Bakanlığı’na vererek yine AB’ye olan mesafeli politikasını bir anlamda sürdürdü. 2012’de Ortadoğu eksenli sürdürdüğü dış politikanın Türkiye’ye olan faydası neydi de, 2013’te en düşük bütçeyi
yine AB Bakanlığı’na verdik?

* * *

Hükümete sorular,

Hükümetin AB’ye ‘taze kan’ olma politikası neden yalnızca lafta kalıyor?

22 bakanlığın içerisinde bütçesi 1 milyar TL’nin altında olan neden sadece AB Bakanlığı var?

Hükümetinizin 2002 yılında iktidara gelirken baş politikalarından biri olan AB, şimdi neden ikinci, üçüncü sırada?

Bir taraftan teknoloji ve sanayiiden bahsederken, bu teknolojiyi ve sanayiyi ortaya çıkaran batıdan neden yüz çeviriyoruz?

Neden Türkiye’de bir silikon vadisi kuramıyoruz?

Dış politikamızı ortadoğu ve Asya eksenli sürdürerek, Türkiye’de bir silikon vadisi kurabilir miyiz?

Övündüğümüz genç neslimiz, AB’nin vize engellerine takılarak Avrupa ülkelerine gidemiyor. Bu sizi hiç rahatsız etmiyor mu?

‘Biz elimizden geleni yaptık, sıra AB’de’ diyerek bu işten vaz mı geçmeliyiz?

* * *

2013 yılı için tavsiyeler

Hükümet 2013’te yüzünü AB’ye dönmeli, genç neslin teknoloji ile donanmasını ve daha iyi bir gelecek hazırlamasını istiyorsa…

Sert, vurdumduymaz ve ‘sizin bize ihtiyacınız var’ söyleminden vazgeçerek, daha stratejik politika geliştirilmeli

İletişim, halkla ilişkiler ve kamu diplomasisine büyük önem verilmeli.

Ocak’ta İrlanda’nın bayrağı devralmasıyla birlikte

 Ayrıca AB İletişimiyle ilgili şu röportajı okumakta fayda var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir