Samsung Galaxy S4 14 Mart’ta tanıtılacak

galaxy s4Samsung’dan Chenny Kim,  Galaxy S4’ün 14 Mart’ta New York’ta tanıtılacağını söyledi. 

s3’ün Londra’da tanıtıldıktan sonra bazı sıkıntılar yaşayan şirket bu sefer rotayı New york’a çevirdi.

Galaxy S4’ün teknik ve kasasındaki özelliklerle ilgili çeşitli kaynaklardan farklı farklı bilgiler geliyor.

Cihazın bir önceki cihaza göre işlemcisinde ve kamerasında yükseltme olacağı açıklandı. Kameranın S4’te 13 megapiksel olması bekleniyor.

2 GB RAM bulunan cihazda 16, 32 ya da 64 GB olmak üzere üç dahili hafıza seçeneği bulunacak. Boyutu 140.1 x 71. X 7.7 mm ve ağırlığı da 138 gram olacak.

Reklama milyonlar harcayan markaların halkla ilişkilerdeki bütçe sıkıntısı

reklam

Reklama milyonlarca Lira harcayan markalar, halkla ilişkiler hizmeti alırken bütçe sıkıntısı yaşıyorlar. Reklama verdikleri paranın binde birini bile halkla ilişkilere ayırmıyorlar. Bunun yanında bütçe ayırmadıkları gibi halkla ilişkiler hizmeti de almak istiyorlar. Biliyorlar ki reklamın yanında bütünleşik iletişim faaliyeti bakımından halkla ilişkiler de gerekli. Peki neden halkla ilişkilere bu kadar uzaklar? Bu kadar değersiz görüyorlar? Hem gazete haber olmak isteyip, hem TV programlarında boy göstermek isteyen bu markalar, bu hizmetleri alırken neden bütçeden fedakarlık yapmıyorlar? Reklamın gücüne olan inançları, itibar ve imaj yönetimi açısından olmazsa olmaz temel bir iletişim faaliyeti olan halkla ilişkilerde neden işlemiyor?

Ne oluyor da reklam bu kadar pahalı bir faaliyet olmasına karşın, markaları cezbediyor? Bunun tek bir cevabı yok. Markadan markaya değişir. Bilinen cevaplar arasında belki de öne çıkan şey, markaların halkla ilişkileri henüz anlayamadığı. Henüz tam olarak kavrayamadığı.

Bu konuyu yazmamdaki amaç aslında çok somut. Bir arkadaşımın halkla ilişkiler şirketine gelen bir marka, halkla ilişkiler hizmeti almak ister. Aslında bir holding. Birden fazla sektörde faaliyet gösteriyor. Demek oluyor ki, birden fazla strateji ve iletişim faaliyeti gerekli. Bu markanın halkla ilişkiler ajansına verdiği teklif, home-office çalışan PR’cıların bile kabul etmeyeceği derecede düşük. Bir iletişimciye verdiğiniz maaş kadar. Tamam, belki bütçeleri olmayabilir, fakat bu marka TV’de prime time’da ana akım kanallara reklam veriyorsa ve milyarlar harcıyorsa, burada durup düşünmek lazım. O teklifi kabul ettiğinizde bile markanın halkla ilişkileri anlayamadığı aşikar. Çalışmalar da sağlıklı ilerleyemeyecektir.

Peki bu sorunun üstesinden nasıl gelmek gerekir? Sanırım İDA ve TÜHİD gibi sivil toplum örgütlerinin daha fazla çalışıp bu mesleği daha iyi anlatması gerekir. İDA bu konuda Cem İlhan yönetiminde ilk adımları atıyor. Her ay düzenlenen İDA Buluşmaları’nda sektörün geleceği ve mesleğin sorunları ele alınıyor. Yakın zamanda somut adımlar atılacak ve zamanla istenilen yere gelecektir. Bu buluşmalara akademik camia da davet edilmeli ve dahil edilmelidir.  Bu sorunu hep birlikte sektör ve akademi olarak aşabiliriz. Tüm halkla ilişkiler profesyonelleri kendi mesleğinin bir anlamda PR’ını yapmalı.

Ali Yıldırım

Gazetecilikten halkla ilişkilere geçen gazetecilerin hikayesi

gazeteci-pr
Aklıma takıldı. Halkla ilişkiler profesyonellerini her gün eleştiren gazeteciler, acaba hiç çuvaldızı kendilerine batırmıyor mu? Gazeteciyken gelen basın bültenlerini gazetenin web sayfalarının ekonomi bölümlerinin manşetinde yayınlayan gazeteciler, halkla ilişkiler sektörüne geçiş yaptığında ve aynı işleri tekrarladığında hiç kötü olmayacak mı?

Özenle hazırlanan basın bültenlerini kişiselleştirip bu nasıl bir basın bülteni diyip PR’cıyı bloklamak, spam mail yapmak, Twitter’dan yermek ve üzerine yazı yazmak, emeğe saygısızlık değil mi?

PR’cılara kendilerince listeler yaparak şöyle basın bülteni yazılır, böyle mail atılmaz, şunlar önemli gibi iş öğretici ve üstün görme çabaları, sizce neyin ürünü?

Anlayamadığım nokta aynı fakülteden mezun olduk, hemen hemen aynı dersleri aldık? Haber Üretim Süreci diye bir dersim vardı, geçene kadar anam ağladı. Muhabirden, haberin şekillenmesine kadar, eşik bekçisine kadar her şeyi tek tek biz de öğrendik. Sizin bu iş öğretme çabanız bizim emeğimize yazık etmiyor mu? Aynı davranışın bir de kendinize yapıldığını düşünün!

Biz de elimizdeki yayın organı gücünü kullanıp, haber sitemizden “gazetecilikte dikkat edilmesi gereken noktalar” diye listeler hazırlayıp kamuoyuyla paylaşsak, doğru bir davranış olur mu?

Gazetecilikten halkla ilişkilere geçen gazeteciler var. Merak ediyorum gazeteciyken telefonda PR’cıyı tersleyen gazeteciler, halkla ilişkiler sektörüne geçtiğinde ve aynı durumlara maruz kaldığında neler yapacak?

Basın bülteni tekniklerine yönelik öğütler veren gazeteci arkadaşlarım, PR’a geçtiğinde ve bülten yazıp yayımlanmadığında ne hissedecek?

Bir gazeteciyi arayıp “ya bir basın bülteni vardı, ulaştı mı?” derken neler hissedecek merak ediyorum. Medyada edindiği insiyatifi ne kadar kullanabilecek?

Bizler her bültenin yayımlanmasını beklemiyoruz. Elimizde olmadan göndermek zorunda kalıyoruz. Halkla ilişkiler sektörünün de kendi içerisinde bazı problemleri var çözemediği.

Sizin halkla ilişkiler personeline karşı tutumunuz, gerçekten üzüntü verici.

Son olarak telefonda “nasılsınız, iyi bir hafta dilerim” dediğinizde “buyrun ne vardı?” diyen gazeteciden, “iyiyim sağolsun siz nasılsınız?” diyen gazeteci de var, onlar gerçekten zarif ve komplekssiz.