Ey! PR’cı, Birinci Vazifen…

Public relations
Kıdemli bir iletişim danışmanı Hatice Küçük, geçen salı yazdığım “PR Ajanslarının Müşterilerden Gördüğü 10 Büyük Zulüm” başlıklı yazıyı yazarken o da sıkıntılarını dile getiren aşağıdaki cümleleri kağıda dökmüş. Ne kadar haklı, ne kadar doğru şeyler. Sanırım tüm iletişimciler olarak bir araya gelip sorunları tespit edip, çözüm yolları araştırmamız gerek. 

“Meslekler hakkında yapılan itibar araştırmalarında son sıraların daimi üyesi! Ülkenin psikolojik durumuna göre yükselen, ekonomi kötü giderken ilk vazgeçilen, kriz durumunda kapısında yatılan meslek!
Anneni, babanı bir kenara bırak üniversite mezunu arkadaşın, kuzenin bile ne iş yaptığını çözememişken sen koskoca şirketlere “aman efendim o açıklama itibarı zedeler bu stratejiyle hareket edilmez” diye ahkam kesersin.
Amaç- hedef-mesaj- strateji-taktik sıralamasını bozmadan projeler üretirsin, ölçümleme olmadan olmaz dersin, bir yandan da bu sıralamayı gerçekleştiren PR’cı sayısı kaç diye merak edersin 🙂
Tasarım, lojistik, eğlence, etkinlik, tarım, hayvancılık, mobilya, kozmetik, gıda, bankacılık, beyaz eşya, dondurulmuş gıda, fmcg,… Daha onlarca birbirinden alakasız sektör hakkında bilgi sahibi olursun. Sadece bilgi sahibi olman yetmez, bildiklerini kullanıp birbirine çarpman da gerekir. Ayrıca ekonomi, istatistik, sosyoloji, psikoloji, antropoloji, edebiyat, sanat, müzik, tarih, coğrafya, hava durumu, saat farkı, mevsim normali- anormali, tüm sektörlerin yoğun dönemleri senden sorulur 🙂 çocuklu ünlü ve gazetecileri bilirsin, çocuk kaç yaşına geldi, kız mı erkek mi, rock mı sever pop mu takip edersin, bu önemli data’lar mesleki servetinin nadide parçaları haline gelir 🙂
Ey PR’cı birinci vazifen rakipleri ve rakip olabilecekleri takip ve analiz etmektir! Mevcudiyetinin ve istikbalinin temeli rakip şirketlerin ne yaptığını önceden öğrenmek, mümkünse o yapmadan yapmaktır 🙂
Rakipleri taradın, hedefi belirledin durma PR’cı, proje üret! Vatana, millete faydası olsun, müşteri getirsin, bilinirliği artırsın, itibarı göklere çıkarsın, eğlendirsin, güldürsün, ana habere konu olsun olmadı Hürriyet’te manşetten girsin 🙂 He bütçe kalemleri mümkünse olmasın, tek kalem bütçesiz olsun :)))
Hepsi tamam, 10 ulusal gazetede tam sayfa yer aldın, derdin bitti mi? Yok canım PR’da dert bitmez! Amcamın oğlunun, teyzemin kızının, komşum Ayşe teyzenin projeden haberi var mı? Yoksa niye harcadık o kadar para….
Olacak işi oldurdun, ya olmayan! Olmayanın da nasıl olmayacağını göster ki, olacak olan gerçekten olmuş mu, müşteri ikna olsun 🙂
Office programlarına gelince her çalışmada kendini aşarsın, her sunumda yeni bir özellik keşfeder, keyiflenirsin.
Günün sonuna geldin PR’cı, mesai bitti! Ilk yapacağın şey kendini sanata, kültüre adamak değil mi? Olmadı Ege’de bir pastane, kafe açarsın Keyfine bakarsın…
Uyan PR’cı uyan sabah oldu sabah otobüs kaçtı ver maaşı taksiye 🙂 Şimdi ay başında çıkan derginin haberini müşteriye 20’sinde göndermenin özel sebeplerini ara!
Best Regards/ Saygılarımla,”
Hatice Küçük”

Sizi Gökyüzüne Ulaştıramadık Özür Dileriz

soma madencileri

Gözleri karaydı, yüzleri de, gönlü beyazdı ama onların. Yitip gittiler bir günde, tüm Türkiye’yi gözyaşına boğarak. Bizleri affedin, sizi kurtaramadık, bizleri affedin, son kez girdiğiniz o kara delikten bir daha gökyüzüne ulaştıramadık. Yoktur ama varsa hakkımızı da helal ediyoruz. Sizden hellallik alacak yüzümüz yok, affedin. Gönlünüz, ruhunuz ferah ve bahtiyar olsun. Anneniz, babanız, kardeşiniz, eşiniz, çocuğunuz, onlar bizim de yavrumuz, bizim de canımız. Merak etmeyin siz. Biz onları yalnız bırakmayacağız. Merak etmeyin siz, biz emanetinize sahip çıkacağız. Hayatınıza sahip çıkamadık, özür dileriz. Canım dediklerinize sahip çıkacağız. Siz olsaydınız, siz de yapardınız. Biliyoruz. Siz olsaydınız, bir parça ekmeği yerin yedi kat altında paylaşırdınız. Biz size sahip çıkamadık, özür dileriz. Üzüntümüz bile utanç verici, biz sizi anlayamadık. Biz, acınızı paylaşamadık. Ama kalbimiz hep sizinle olacak. Çabamız hep sizin ‘canım’ dedikleriniz için olacak. Dualarımız kalbimizden hep size doğru akacak. Allah, sizi cennetin en ihtişamlı köşesinde ağırlasın, Allah sizleri en salih kullarıyla buluştursun, güle oynaya eğlenin. Altından kömür değil, ırmaklar akan köşklerde oturacaksınız, bunu Allah size bahşedecek. Bu, sizin öteki tarafta büyük ödülünüz olacak. Biliyoruz ki orada çok daha mutlu olacaksınız. Ruhunuz şad, mekanınız yedinci kat cennet olsun.

Soma Madencileri Anısına

Ali YILDIRIM

18 Mayıs 2014