Reklam Yorumcuları devrede

Türkiye’de reklam sektörünün giderek ciddi bir endüstri haline gelmesi, iletişim bilimleri açısından yeni araştırma alanları ve konuları ortaya çıkarırken, farklı alanlarda da yenilikler belirmeye başladı. Blogların yükselişe geçtiği dönemde pazarlama, halkla ilişkiler ve reklam blogları da markaların haber ve bilgi mecrası haline geldi.

Yeni karşılaştığım reklamyorumcusu.com blogu da bunlardan biri. İlgi gören güncel reklamları ele alarak yorumlayan bu blog yazarları, okuyucuların reklama bakış açısını da değiştirmeyi amaçlıyor.  Tabi ki reklamcılık alanı diğerlerine göre çok karmaşık yapıya sahip. Reklamı çekmek, yayınlamak, prodüksiyon, içerik, oyuncular, reji, yaratıcı ekip ve marka tarafı olmak üzere çoklu bir süreç mevcut.

Reklamların yorumlanması veya piyasaya sürülmesi için de bir başka konu, psikoloji bilmek. Her reklamın amacını ve içeriğini iyi anlayabilmek için psikoloji bilimine de aşına olmak gerek. Son zamanlarda yapılan reklamlara baktığımızda hemen hemen hepsi bilinç düzeyleri ve psikolojik süreçler hesaba katılarak hedef kitleye sunuluyor.

Reklamyorumcusu.com ekibi de bu alanda gayet başarılı. Takip edilmesinde fayda var.

Bu arada kendilerini şöyle tanımlıyorlar:

Reklam mı? Yorumculuğu mu? İşte o benim tam da içinde yer aldığım konu ve bu konuyu eğip büküp kurcuklama isteği var içimde, kendimi tutamıyorum ve kurcalanmamış reklamların hoppidik anlatımında ben de yer almak ya da nerede olursam olayım gördüğüm ya da aklıma gelen reklamları mıncıklamak hoşuma gidiyor diyor musunuz? O zaman size iyi kurcuklamalar. Tekrar hoş geldiniz..
Reklam Yorumcusu Ekibi.

Bir ziyaret edin kendilerini.

Facebook Bir Sosyal Medya Değildir

Bu başlığı atarken çok nazik davranmaya çalıştım ama biraz daha ileri giderek şu başlığı daha uygun görüyorum; “Facebook bir medya değildir.” Neden mi? Medya olması için topluma haber ve bilgi aktarımı yapması gerekmez mi? Facebook böyle bir bilgi akışı sağlıyor mu toplumun geneline? Bence ‘sosyal medya’ diye sınırlandırdığımız veya ‘medya’ dediğimiz bu web siteleriyle ilgili ciddi problemler var. Neyin medya olup olmadığı konusunda sizlerin biraz kafasını karıştırmak istiyorum. Ve aynı zamanda kavramsal kargaşaya da son vereceğim.

Öncelikle medyanın tanımına baktığımızda ‘medium’dan gelen ve kanal, oluk gibi manalara gelen bu kavram, bir şeyi ileten, taşıyan manasında kullanılıyor. Çoğul olarak ‘medya’ kavramıyla kitle iletişim araçları tanımlanmış. bunların içerisinde gazete, televizyon, radyo, dergi gibi geleneksel araçlar yer alıyor. Bu araçların işlevlerine baktığımızda bir ülkede veya bölgede aynı anda toplumun geneline bilgi ve haber taşıyan araçlar olarak nitelendiriliyor. Hepsi farklı fonksiyonlarla çalışıyor ve hedef kitle olarak herhangi bir ayrım gözetmiyor, aynı zamanda birer yayıncı konumundalar. Bilgi veya haber, bir noktadan kitleye doğru akmakta ve karşılıksız bir ileti akışı sağlanmakta.

Gelelim Facebook’a. Facebook, kendi içerisinde “arkadaş ekle” butonu ile çalışan ve insanları tek tek kendi çevresinde birer eko-sistem haline getiren, her bir eko-sistemin birbirinden haberinin olmadığı, bir yuvarlak içerisinde başka yuvarlaklar oluşturan bir web sitesi. Amacı, insanların bir arkadaşlık bulutu oluşturarak paylaşımlar yapmasına olanak sağlıyor. Her bir insanın kendi bulutu yer alıyor. Yalnız bulutlar yağmur damlaları gibi birbirine hiçbir zaman değmiyor. Aşağıda göstereceğim şekilde de Facebook’un aslında bir medya olmadığı apaçık ortaya çıkıyor. Medya olması için yayın üzerine bir işlevinin olması gerekir. Oysa ki Facebook açıkca insanlara “arkadaş ol” diyor. Burada Twitter’dan bahsedersek daha net olur. Twitter’ın Facebook’tan ayrılan en önemli yanı “follow me” olması. Yani ‘takip et’ diyor. Takip edersen seni olaylardan haberdar ederim diyor. Ve aynı anda bir arama ile o anda olan tüm olaylara ilgili konuyla alakalı Twitter üzerinden erişilebiliyor. Dolayısıyla birinde “arkadaş ol” derken, diğerinde “takip et” diyor. Bir başka sosyal ağ olan Linkedin ise “connect” diyor, yani “bağlantı kur”. Bu kavramlar aslında bu sitelerin birbirinden ayrıldığının en önemli kanıtı. Yani medya olabilmesi için bu kavramsal ayrımları dikkate almakta fayda var. sosyal medya diyebilmemiz için orada yer alan bir kullanıcının paylaştığı iletiye tüm kullanıcıların da erişebilmesi gerekir. Bu sağlayan iki tane site var.

Medya diyebileceğimiz iki site var

Gelelim asıl konuya. Bunların hangisi medya peki diye sorarsanız, Twitter ve Instagram birer medyadır aslında. Twitter, size arkadaş olalım paylaşımlar yapalım demiyor. Size ileti gönderme penceresi içerisinde “neler oluyor” diye soruyor. Bu soruyla sizden haberler alıp aktarılması hedefleniyor. Bu sizden aldığı haberleri de tüm dünyaya ‘arama’ çubuğu vasıtasıyla aktarabiliyor. Twitter bir medyadır, organizmasına da baktığımızda görebiliriz. Bir yayıncı var, hesap açıp haberler paylaşıyor ve on haberler birileri tarafından takip ediliyor. Tıpkı bir gazete okuyucusunun her gün sabahları bayiiden Hürriyet gazetesi alması gibi. Sevdiği için takip ediyor, sevdiği için okuyor. O gazete her gün o bayiide var zaten. İstediği zaman takip edebilir, istediği zaman bırakabilir. Haberler yine olacak. Dolayısıyla Facebook’un böyle bir işlevi yok. Bir medya veya sosyal medya olarak tanımlanıyor ama tanıma uymamakta. Twitter’ın bir diğer yanı da bir bilgiyi almak için bir kaynaktan veya yayıncıdan, onu takip etmek zorunda değilsiniz. İstediğiniz an bayiiye gider gibi, hesabına giderek haber alabilirsiniz. Facebook’ta ise arkadaş olmak gerekir. Bir diğer site veya uygulama ise Instagram. Instagram da aynı şekilde yazınsal olmasa da görsel olarak “follow” mantığına dayanıyor. Takip ederseniz bilgi alırsınız, etmeseniz de etiketler vasıtasıyla bilgi alabilirsiniz.

Sonuç olarak neyin medya, neyin sosyal medya olup olmadığı kavramsal olarak ve işlevsel olarak yerine getirdiği durumlara bağlıdır. Facebook’un bir sosyal medya olmadığı apaçıktır. Facebook, ancak bir sosyal ağdır. Twitter ise bir medya platformudur. Facebook ve Twitter aynı anda ‘sosyal medya’ şemsiyesi altında yer almamalı. En azından ayrımları belirtilmeli.

Yeni Doritos Reklamını Sen Çek, 1 Milyon Dolar Kazanma Şansını Yakala!

2007 yılında Doritos, ABD’deki hayranlarını Amerikan Futbol Ligi’nin sezon finali olan Super Bowl sırasında yayınlanmak üzere kendi Doritos reklam filmlerini çekmeye ve göndermeye davet ederek, kendi Super Bowl fenomenini yarattı. Bu reklamlar, yapan kişinin çektiği şekliyle aynen yayınlandı ve Super Bowl sırasında yayınlanan, tüketicilerin yarattığı ilk reklam filmleri oldu!

Doritos, bu muhteşem organizasyonla sevenlerini 1 Milyon Dolar kazanma şansı ve bunun yanı sıra 1 sene boyunca  Hollywood’daki Universal Pictures Stüdyoları’nda Elizabeth Banks gibi yıldızlarla çalışma fırsatı yakalamaya çağırıyor. 

Unutulmaz Deneyim 

Bu yıl 9. kez düzenlenen Doritos Crash the Super Bowl’u kazananlar, büyük ödül olarak milyonlarca dolar para ödülü ve hayatlarının sonraki aşamalarında da farklı iş teklifleri aldılar. Örneğin; kendi yaptığı “Fashionista Daddy” reklamıyla 2013 yılında Crash the Super Bowl yarışmasında büyük ödülü kazanan Mark Freiburger, “Transformers 4”ün setinde yönetmen Michael Bay ile birlikte çalışma fırsatı elde etti. Mark, bugün büyük bir yetenek ajansı tarafından temsil ediliyor ve Universal ile FOX gibi dünya çapındaki stüdyoların film projelerinde yer alıyor.

Katılma Sırası Sende

Siz de hazırlayacağınız 30 saniyelik reklam filmini  (sözlü ise İngilizce) www.doritos.com.tr ‘de belirtilen teknik özelliklerle hazırlayıp tüm dünyanın beğenisine sunmak için 9 Kasım 2014’e kadar reklam filminizi çekip, rüya gibi bir iş ve 1 Milyon Dolar sahibi olmak için geri saymaya başlayabilirsiniz!

Katılım koşulları ve tüm detaylar için www.doritos.com.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Cem Yılmaz’ın ‘Pek Yakında Filminden Meslek İtibarsızlaştırması: PR Mesleği

Cem Yılmaz’ın geçtiğimiz hafta gösterime giren Pek Yakında filminde iletişim bilimlerini yakından ilgilendiren sahneler yer alıyor. Reklamcılık alanında ürün yerleştirmeler göze çarparken, bu ürün yerleştirmelerin oyuncular vasıtasıyla da dile getirilmesi ayrı bir tartışma konusu olacağa benziyor. Bir sahnede telefonun çekip çekmemesi üzerine tartışan iki oyuncudan birisi, “Turkcel değil mi, her yerde çeker” diyor. Diğeri ise, “ürünü iyi yerleştirdin ama” diye de ekleme yapıyor. Bir yandan ironi yaparken, bir yandan da ürün yerleştirmenin kendisi popülritesini artırıyor.  Turkcell, Pepsi, Fruko ve Yedigün gibi markaların ürün yerleştirmeleri ilk karşılaştıklarım.

Asıl konu ise birden fazla sahnede PR mesleğine ilişkin olumsuz konuşmaların geçmesi. Bir sahnede popüler bir oyuncu olan karakterin imajının toplumda bozulması için ne yapalım diye düşünülürken, bir oyuncu “siz o işi bana bırakın, yıllarca yaptım o işi, alırım onu aşağıya” gibi bir cümle kuruyor. Cem Yılmaz da devreye girerek PR yapacaksın yani, güzel düşünce diyor. Bu sahnede PR mesleğinin tanımlaması olarak bir ürünün veya kişinin imajını sarsmak, toplumda kötü bir konuma taşımak olarak yansıtılıyor. Bu sahneden sonra pratik olarak yapılan PR sahnelerinde imajını sarsmak istedikleri oyuncuya çeşitli tuzaklar kurarak magazin basının önünde rezil olmasını sağlıyorlar. Medyada da tabi ki oyuncu kötü haberlerle anılıyor ve her yerde protesto gösterileriyle karşılaşıyor. Bir çok sahnede PR mesleği küfürlerle birlikte anılarak neredeyse kasıtlı bir meslek itibarsızlaştırması yapılıyor.

Cem Yılmaz’ın Pek Yakında filmi için bu meslek itibarsızlaştırma çalışmasının dışında çok olumlu eleştiriler yazamayacağım. Çünkü film tam anlamıyla fiyasko. Bir hikaye mi anlatıyor, yoksa sahnede bir gösteri mi var anlaşılmıyor? Her sahnede mutlaka bir ‘gönderme’ yer alıyor ve hikayenin bütünlüğünden uzaklaştırıyor. Kopuk kopuk geçen filmin bir başka olumsuz yanı ise ürün yerleştirmeleri. Reklam filmini andıran bu sahneler izleyiciyi filmin büyüsünden uzaklaştırıyor.  Sonuç olarak Cem Yılmaz’a tek diyeceğim ‘otur, sıfır!’. Olmamış.

Volkswagen Ticari Araç’ın yeni web sitesi göz hareketlerini takip ediyor

Dijital platformdaki yenilikçi yaklaşımı ve sosyal medya kullanımına getirdiği farklılıklarla öne çıkan Volkswagen Ticari Araç’ın yeni web sitesi açıldı.

Tasarımı ve işlevselliği ile fark yaratan web sitesi, göz hareketleriyle kumanda edilebiliyor. 

Volkswagen Ticari Araç’ın yeni web sitesi, birçok teknolojik özelliği barındırıyor. Sitedeki en dikkat çeken yeniliklerden biri model seçme ekranının göz ile kumanda edilebilmesi.  Web sitesi kullanıcıları, bilgisayarın kamerasını kullanarak göz hareketleriyle sayfayı kumada edebiliyor. Bu sayede ihtiyaçlarına göre, kendilerine uygun modeli ister manuel ister göz hareketleriyle seçebiliyor.

Bu sıra dışı teknoloji, site içinde yer alan Amarok sayfasındaki mikrosite ekranında da kullanılabiliyor. Bu ekranda kum, toprak, asfalt, taş parkur seçeneklerinde Amarok ile sanal bir sürüş deneyimi yaşanıyor.

Interaktif ana sayfa

Web sitesini açar açmaz kullanıcının dikkatini çeken interaktif ana sayfa, fare ile etkileşime geçerek ana sayfadaki görseli hareketlendiriyor. Kullanıcılara farklı bir deneyim sunan etkileşimli yapısı sayesinde, sitede kalma süresinin artırılması hedefleniyor.

Yeni Parallax tasarım 

Değişen kullanıcı alışkanlıkları doğrultusunda tasarlanan yeni web sitesinde, akıllı telefonlarda ve tabletlerde kullanılan deneyim masaüstüne taşınıyor. Dijital dünyaya yeni iOS8 ve Windows sürümüyle giren basit ve sade tasarım, Parallax teknolojisiyle Volkswagen Ticari Araç web sitesinde buluşuyor.

Akıllı cihazlarla kullanıcıların hayatına giren ve yukarı-aşağı hareketlerle sayfada gezebilmeyi sağlayan Parallax tasarım sayesinde, her model mikro site mantığıyla ayrışıyor.

Tüm cihazlarda uyumlu

Dijital çağın getirdiği çok ekranlı yaşama uyum sağlayabilen HTML5 formatında hazırlanan yeni web sitesi, mobil cihazların yanı sıra, tabletlerde de sorunsuz çalışıyor.

Volkswagen Doğuş Finans (VDF) kredi hesaplama imkanı

Sitede sunulan bir başka yenilik ise, VDF sitesiyle entegre olarak çalışan ‘Kredi Hesaplama Ekranı’. Entegre sistem sayesinde kullanıcılar, seçtikleri model için azami ne kadar kredi gerektiği, ödeme planları, faizler gibi birçok bilgiye sahip olabiliyor. Aynı zamanda kredi için ön başvuru yapabiliyor.

Model seçimini kolaylaştıran yenilikler

Kararsız kullanıcıların beş modele kadar kıyaslama yapabileceği “dinamik model karşılaştırma ekranı” kullanıma sunulan yenilikler arasında yer alıyor. Bu özelliğe göre modeller arasında farklılık gösteren donanımlar, listenin en altında farklı renkle sıralanıyor.

Ayrıca yeni “detaylı model filtre ekranı”, kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda kendilerine uygun modeli kolayca seçmelerine imkân sağlıyor.

Bu özellikler sayesinde kullanıcıların karar verme sürecinin kısalması amaçlanıyor.

Kullanıcı taleplerine cevap veren web sitesi

Web sitesinde kullanılan teknoloji, kullanıcıların araştırdıkları modeli fark ederek, ekrana ilgilendiği model bazında özel bir bilgi formu çıkarıyor. Kullanıcı ekrana gelen formu doldurduğu takdirde, kendisinin belirleyeceği yetkili satıcı tarafından aranıyor ve test sürüşüne davet ediliyor. Bu sayede kullanıcıların bulundukları yerden hızlıca yetkili satıcıyla iletişime geçmesi sağlanıyor.

Web adresi için: ticariarac.vw.com.tr

Bir boomads advertorial içeriğidir.