Ali Saydam’dan Mesaj Var

blog
22 Nisan 2013

8
Halkla ilişkiler sektöründe uzun yılları geride bırakarak sayısız markaya iletişim danışmanlığı yapan sektör duayeni Ali Saydam, aradığı “insan kıymetini” bulamamış olacak ki, Linkedin’den ilginç ve farklı bir mesaj attı. Ali Saydam’ı anlatmaya gerek yok ama bakış açısı nedir diye sorarsanız, günümüz bilgi toplumunun iş dünyasında iş gücüne “insan kıymeti” demesi, onun hakkında fikir sahibi olunmasına katkı sunabilir.

Gelelim asıl konuya. Halkla ilişkiler sektörünün kanayan yaralarından biri haline gelen donanımlı iş gücüne ihtiyaç, ne iletişim fakültelerinden, ne de diğer alanlardan yeterince ve istenildiği gibi karşılanabiliyor. İyi bir PR profesyoneli yaratmak için en az 3-4 yıl emek vermek gerekiyor. Gündemi takip eden, toplumun değişen sosyolojik yapısına hakim, Google’ı yalnızca arama yapmak için kullanmayan ve medya kültürüne sahip bir PR’cı bulmak zor hale geldi.

Ali Saydam da bunun farkında olan insanlardan birisi. Dolayısıyla profesyonel iş ağı Linkedin’den “İnsan Kıymetleri Yöneticisi” başlığında bir mesaj gönderdi. Mesajda, daha önce gazetedeki köşesinde yazdığı bir yazı yer alıyor. Yazıda iş dünyasının insana verdiği değer ve tarihte insanın iş dünyasındaki konumu yer alıyor. Ali Saydam bu yazı üzerinden “İnsan Kıymetleri Yöneticisi” ricasını dostlarıyla paylaşmış. Yazıyı aşağıda bilginize sunuyorum. Okuduktan sonra ilginç ve güzel bir İK ilanı olduğunu anlayacaksınız.

Klişelerden uzak,  yok şu kadar deneyim, bu kadar eğitim, şu kadar bilgi, bu kadar beceri diye gitmiyor… Değer üzerinden duygusala yöneliyor. Güzel yöntem. Keşke tabuları yıksak, keşke kabukları kırsak…

Ali Saydam’ın linkedin’den gönderdiği mesaj, aynen yayımlıyorum;

Selam, 
Bir de Linked in’deki ‘çevreye’ danışmakta yarar olduğunu düşündüm. 
Aşağıda 18 Nisan’da gazetede yazdığım yazıdan bir not var. Bu noj çerçevesinde İK’ya yeni bir anlayış getirebileceğine inandığınız arkadaşları bana yönlendirebilseniz, ne iyi olur 🙂 
Saygı ve sevgiler. 
Ali Saydam 

“… İnsanın kaynak değil kıymet olduğuna ilişkin görüşlerimin ilk izlerini 14 yıl önce, Mart 1999’daki bir makalemde ve ilk kitabımızda bulmak mümkün. (Bkz. Algılama Yönetimi, 2005, S. 229) Konuya dair bir konferansın bilgilendirme dokümanları için hazırladığımız şu metin her şeyi özetliyor aslında: 
‘İnsan toplumunun üç evrimden geçtiği söylenir (Bkz. Toffler’lerin ‘Üç Dalga’sı): Tarım Toplumu, Sanayi Toplumu ve Bilgi Toplumu… 
Tarım Toplumu’nda insan bir meta olarak görülüyor; tedavüldeki diğer gayrimenkuller ve üretim araçları gibi alınıp satılıyorlardı. 
Sanayi Toplumu’nda ise insanı bu kez ‘kaynak’ olarak gördüler. Üretime sokulan, yararlanılan, artı (ya da katma) değer üretmesi özellikle istenen, tükenince de kaldırılıp bir köşeye atılan ‘kaynak’… Elektrik gibi, su gibi, enerji gibi, para gibi… 
Nasıl sanayi toplumu kendisinden önceki tüm paradigmaları değiştirdiyse, Bilgi Toplumu da benzer bir dönüşümü gerçekleştirmek, insana bakışını yenilemek durumunda idi… İnsan artık kaynak değil kıymetti… Sürekli gelişebilen, yenilenen ve üretimden düşse de sahip çıkılması gereken bir kıymet… İngilizce ifade ile daha rahat edenler için ‘source’ değil ‘asset’… 
Sürekli değişim içinde bulunan toplum dinamiklerinde artık, insana öncelik veren, yenilikçi – yaratıcı ürün ve hizmet modüllerini pazara sürebilen ve bütün bu işleri yönetip yürütebilecek insan kıymetlerine sahip olan kuruluşlar, sürdürülebilir bir varoluş nedeni ve rekabet gücü yakalayabilirler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir