ali yıldırım

ali yıldırım

İstanbul Aydın University - Istanbul - Turkey
ali yıldırım

“Annesinin Topluklu Ayakkabılarında Dolaşan Kız Çocuğu: PİYARCI”

10 Aralık 2014, by alyldrm, category blog, Genel, Markablog

“hiçbir gerçekliği olmayan, annesinin topuklu ayakkabıları içinde dolaşan kız çocuğu izlenimi veren, 23-24 yaşındaki ‘İletişim Danışmanları.“ bu sözü Ali Cem İlhan’ın kuzguncuk.blogspot.com.tr isimli bloğundaki yazısından aldım. Bu sözü duayen iletişimci olarak bildiğimiz Ali Saydam söylüyor. Ali Cem İlhan da bu sözü eleştirerek bir yazı kaleme aldı. Eleştirilerindeki haklılık payı çok yüksek. Ona şimdi girmeyeceğim.

Kendisini PR sektöründe duayen olarak tanımladığımız insanlar, iletişimin uzmanı olmuş, yeri geldiğinde televizyonda ve yazılı basında görüşlerine başvurulan bu insanlar, sektörde çalışan yeni mezun veya bir iki senelik genç iletişimcileri eleştirmek yerine, onları yermek ve aşağılamak yerine neler yapabilir biliyor musunuz? Ben biraz biliyorum, anlatayım.

– 1960’larda oluşturulmuş Atina Kodları’ndan başka bir gerçeğe dayanmayan, herhangi bir etik kuralları oluşmamış, her önüne gelenin danışman olduğu sektörde hiçbir nitelik çerçevesi oluşturulmamış, bir sandalye, bir masa ve telefonla insanların halkla ilişkiler şirketi kurduğu sektörde biraz lobi çalışması yaparak eleştirdiği çalışanları koruyabilirdi.

– Hükümetin çıkardığı ve halkla ilişkiler sektörünü hedef alan ve Mayıs ayında yürürlüğe girecek olan yeni Tüketici Kanunu’nun 61. maddenin 4. fıkrasında; “Reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticari unvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir. Her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır.” geçen yasaya karşı sesini çıkarabilirdi.

– Yeni mezun olmuş halkla ilişkiler öğrencilerini “23-24 yaşında gerçekliği olmayan” diye eleştirmek yerine, onlara gerçekliği olabilecek ortamlar yaratmak için çaba sarf edebilirdi.

Sürekli sektörün sıkıntılarını yazmak yerine, çözüm önerileri oluşturup “stratejik bir yol haritası sunabilirdi.

İDA ve TÜHİD gibi sektörün iki önemli derneğine sırt dönmek yerine aktif destek sağlayarak daha iyi bir konuma getirebilirdi.

Sektörün gerçekten bir şemasını çıkarabilecek ve sorunları tespit edebilecek iyi bir sektör araştırması organize edebilirdi.

Sanırım bu saatten sonra PR sektörünün sıkıntıları diye biz de yazmaktan başka hiçbir şey yapmayacağız. bir tek bile SWOT analizi yapıp kendimize, sorunları nasıl düzeltebiliriz diye sormayacağız. Yeni yeni kavramlarla demagoji yapmaktan öteye gidemeyeceğiz.

Genç iletişimcileri bir kenara atıp, sağ kalanlarla yolumuza devam etmeyi seçeceğiz.

Akademideki eğitim sorunlarını görmezden geleceğiz.

 Okul içinde bir “selebriti” çağırıp etkinlik düzenledik diyen öğrencilere uygulama dersinden 100 vermeye devam edeceğiz. Sonra da onları gerçekliği olmayan diye suçlanmasına vesile olacağız.

Kriz iletişimi, psikoloji temelli, Gestalt, Psikanaliz, Davranış Bilimleri içeren algı yönetimi, sosyoloji ve antropoloji gibi insanı anlamlandıran ve anlamaya çalışan şeyleri öğretmek yerine, suya sabuna dokunmayan dersleri vermeye devam edeceğiz.

Sektörde PR diye yine haber satmayı sürdüreceğiz.

Bir iskemle ile medya ilişkileri, sponsorluk, reklamcılık, pazarlama, itibar yönetimi, KSS, medya planlama dahil birden çok hizmeti aynı anda tek bir kişi olarak verebilme kabiliyetlerimizi internet sitemizde çarşaf çarşaf yayınlamaya devam edeceğiz.

Çıkan haber sayılarıyla medya raporlarının niteliğini belirlemeyi hala daha ihmal etmeyeceğiz.

Danışmanlık namına hiçbir şey yapmayıp, müşteriden gelen maille “strateci” oluşturmaya devam edeceğiz.

Müşteriden azar işitip çalışmaya devam edeceğiz.

Bu listeyi her geçen yıl daha da uzatarak dolduracağımızı ve artık bir şeylerin tıkanacağını görmezden geleceğiz.

Sonuç olarak sizler böyle devam ettikçe, bizler ezilmeye devam edeceğiz.

Ne düşünüyorsun peki?