‘Biz’ Böyle Değildik

blog ,Genel
30 Nisan 2014

sevgi ve hoşgörüBiz, binaya yeni komşu taşındığında yemek hazırlayıp, çay demleyip bir tepside götüren insanlardık. Hoş geldiniz der, tanışır, iyi niyet ve güven inşa ederdik.

Biz, elinde poşetlerle yaşlı bir amca veya teyze gördüğümüzde poşetlere sarılır, eve kadar bırakırdık. amaç sadece onu külfetten kurtarmaktı.

Biz, bir başkasının kusuruna gözlerimizi kapatır, örtmek için çaba sarf ederdik. Tek niyetimiz vardı, kırgınlıklar olmasın, kalpler kırılmasın. Her insan hata yapar, mühim olan affedebilmek derdik.

Biz, köylü milletin efendisi der, ne zaman köylü görsek oturur sofrasına, meclisine dertlerini dinlerdik. Tek isteğimiz varlığını kabul edip samimiyet oluşturmaktı.

Biz, kim kimi sevdi, kim kime gönül verdi, kim kiminle hiç merak etmezdik. Tek merakımız dostların ve sevdiklerimizin sağlığı ve sıhhati idi.

Biz, millet olarak ‘sen’ ‘ben’ tabirlerini sevmezdik. ‘Biz’ der geçerdik. Hiç ‘başkaları’ veya ‘ötekileri’ demez, ‘biz’ der gülerdik.

Biz, hiç rakam hesabı yapmadık, makam hesabı da yapmadık, biz hiç şu bu hesabı da yapmadık. Biz ‘insan’ hesabı yaptık. daha doğrusu yapardık diyelim.

Biz, gönül ilişkilerini gizli tutar, evliliklerle taçlandırırdık. Gönül ilişkilerinde servet kelamları bize göre değildi. Biz, mutluluğa ve huzura açılan kapıları zorlardık.

Biz, paylaşırdık. Görüntüde değil, gerçekte paylaşırdık. Paylaşırken öbür elimizin haberi bile olmazdı.

*                        *                          *

Şimdi ne oldu da ‘biz’ siz oldu, ‘sen’ oldu ‘o’ oldu? Söyleyeyim.

Yüksek binalar yapıldı, komşuları tanımaz olduk.

Yaşlı amcalar sokağa çıkamaz oldu. güven kayboldu.

Başkalarının kusurlarıyla makam mevki sahibi olur olduk. Kusur araştırıcı olup, nefreti körükledik.

İktidar sahiplerinin kusurlarını, kendi insanımızdan sorar olduk. Çobanı bile görmezden geldik.

‘Biz’i unuttuk, etnik kökenden konuşur olduk. Şunla bunla biz bütünüz derken bile ayırıp ayırıp anlattık.

Senin tarafın şu kadar, benim tarafım şu kadar diyecek kadar insanlığımızı hesap makinesinde sayar olduk. Maddeleşip satıldık.

Eskiden olan sevdalıkları TV ekranlarına taşıyıp servete göre kategorilendirdik. mutlulukları arka plana atıp, huzurun fiyatını konuşur olduk.

Biz yediklerimizin görüntülerini paylaşmak yerine, sahip olduklarımızı paylaşırdık. Şimdilerde yemek yerken ‘Allah olmayanlara da versin’ deyip fotoğraf paylaşıyoruz. Acınacak duruma gülüyor geçiyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir