halkla iliskiler-gazeteci

Halkla “ilişki” kurmak

Nedir bu halkla ilişkiler? Halka temas etmek midir? Onlarla iyi geçinmek midir? Cinsel münasebet midir? tensel midir? Soyut mudur? ilişki kelimesi yüz yüze iletişimi mi ifade etmektedir? Yoksa uzaktan da olsa olur mu? gelin birlikte bakalım.

Üniversite tercih döneminde üniversite içerisinde kurulan tercih merkezinde iletişim fakültesinde yer alan bölümlerle ilgili gelen öğrenci adaylarına bilgi verirken, halkla ilişkiler mesleğine dair de çeşitli sorular sordum. Yanıt alamasam da, elimden geldiğince mesleğe dair hem öğrenci adaylarına, hem de ailelere bilgi vermeye çalıştım. Halkla ilişkiler için gelen adayların iletişimci olup olamayacağı aslında kendini belli ediyor. Öğrenci adayı iletişim fakültesini görüyor, ailesiyle geliyor ve ailesi selam verip hep birlikte koltuğa oturuyorlar. Okulu okuyacak olan öğrenci ama bölümle ilgili bilgi almak isteyen aileler oluyor. Birçok öğrenci soru dahi sormuyor. Öğrencinin bölümlere dair bir tane fikri yok. Aileler ise isminden dolayı önyargıyla yaklaştıkları halkla ilişkiler mesleğine karşı çekingenler. Onların ideali hep avukatlık, mühendislik ve öğretmenlikti. Zamanı yakalayamadıkları için bu meslekleri bilemiyorlar. Varsa yoksa devlette çalışmak…memur olmak…

Neyse biz dönelim öğrencilere. Öğrencilere halkla ilişkiler mesleğiyle ilgili bilgi vermeden önce onların soru sorması gerektiğinden bahsettim, eğer iletişimci olmak istiyorsanız soru sorun, meraklı olun, her kapıyı çalın, çekinmeyin ve cesaretli olun. Bu mesleğin doğası sürekli iletişimi gerektirir. Sokak jargonuyla söylersek, “fırlama” olmadan bu mesleği icra etmek açıkçası zor olmakta.

Bir başka konu da halkla ilişkiler mesleğinin belli bir kültürel birim gerektirdiği. Eğer bu alanda çalışmalar yürütülecekse, halkla ilişkiler başvurduğu çeşitli disiplinlere dair de icra edenin fikir sahibi olması gerekir. Biraz tarih, edebiyat, biraz sanat ve siyaset, biraz felsefe ve sosyoloji bilmek, bu mesleği icra etmede elzem alanlardır. Çünkü bu meslek, o alanların da gelişiminde önemlidir.

Sektör olarak bakıldığında halkla ilişkilerin gerektirdiği bir başka birikim ise ekonomi ve finanstır. Yapılan faaliyetlerin kuruma katacağı fayda, bu faaliyetlerin kuruma getireceği zarar, bütçe hesaplamaları, ülke ekonomisinin durumunu iyi tahlil edip iletişim planlarını ona göre revize etmek ve günceli anlayabilmek için ekonomi ve finans bilgisi muhakkak bulunmalıdır.

Bir başka sorun da halkla ilişkilerin faydası meselesidir. Her iletişim pratiği gibi halkla ilişkilerde kurumun kar amacına hizmet etse de, diğer pratiklerden farklıdır. Doğrudan ya da dolaylı bir kârını gözlemleyebilmek güçtür; fakat araştırmaya başvurarak itibar ve güven araştırması ile kamuoyunda kurum hakında nabız yoklanabilir. Böylelikle halkla ilişkiler faaliyetlerinin ne derece amaca ulaştığı hakkında fikir sahibi olunabilir.

Halkla ilişkiler ürün satmak için kullanılmaz, halkla ilişkiler fikir satar, fikir aşılar. Kurumun iyi niyetini geniş kitlelere yansıtmak için faaliyetler gösterir. İtibarını korumak ve yükseltmek için çaba sarfeder. Bunu yaparken edebiyata, tarihe, sanata ve sosyolojiye başvurabilir, başvurmalıdır. Arkasında bir mesaj olmayan ve tarihle bir bağı olmayan iletişimsel faaliyetlerin başarısı da zor olabilir.

Halkla ilişkiler mesleği her ne kadar ekonomi, finans, edebiyat, tarih gerektirse de; ilgi alanı itibar, güven ve aidiyet gibi soyut kavramlardır. Amacı somut faydadan ziyade soyuttur. Zihinlerle ilgilidir. Algı yönetir. Eleştirel halkla ilişkilerde tanımına bakıldığında genelde “gerçeğin algısını değiştirmek” diye tanımlanır. Aslında buradan halkla ilişkilerin ne olduğunu anlayabilir. Aynı zihniyet reklam için “yalan söyleme sanatı” demekte.

Halkla ilişkilerin bir başka sorunu da kavram sorunudur. Meslek olarak itibar yönetimi yapmasına karşın yıllarca Türkiye’de kendi söküğünü dikemediği için itibarlı bir meslek olamamıştır. En azından isminden dolayı farklı mesleklerle karıştırılmıştır. Yapılması gereken halkla ilişkilere yeni bir kavram kazandırmaktır. Bu konuda akademik camiada farklı kavramsallaştırmalar olsa da, ekseriyet halkla ilişkileri “iletişim yönetimi”, “kurumsal iletişim” “stratejik iletişim” gibi kavramlarla telaffuz ediyor.

Sonuç olarak halkla ilişkiler mesleğine Prof. Dr. Veysel Batmaz hocamız bilim değildir, disiplin değildir, binaenaleyh bu bir alan da değildir, sıradan bir sektördür dese de, ben kendisine katılmıyorum. Hem akademik, hem de sektör olarak belli bir uğraşı gösterilen halkla ilişkiler, sektörden fazlasıdır.