Halkla ilişkiler ajanslarının geleceği

blog
27 Ocak 2013

Networking

Geçenlerde bir arkadaşıma rastladım. Birlikte metrobüse bindik. Uzun ve meşakkatli bir yolculuk olacağından mütevellit, başladık sohbet etmeye. Halkla ilişkiler ajanslarının ve halkla ilişkiler uzmanlarının karşılaştığı zorluklar ve sıkıntılar üzerine bir dizi sohbet gerçekleştirdik. Kendisi bu sektöre yıllarını vermiş, vermiş diyorum; çünkü 10 yıla yakın bir iletişim geçmişi var, başarılı bir uzman. Durum böyle olunca kendisinden biraz nasihat, biraz da dedikodu aldım. 

*                           *                         *

Halkla ilişkiler ajanslarının geleceğinin tartışıldığı bir toplantı gerçekleşti geçenlerde. İsmi, İda Buluşmaları. İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği Başkanlığı’na Tribecca İletişim Ajans Başkanı Ali Cem İlhan seçildi. Göreve gelir gelmez de, sektörün duayenlerini bir araya getirip, birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Güzel bir toplantı oldu. Toplantıya damga vuran konu başlıkları ise, konkurlarda çok düşük fiyat veren ajanslara karşın ortak akıl ve iş yapma kültürü, çalışanların eğitim profilindeki düşüklük ve fazla meraklı olmamaları gibi bir dizi sektör problemleriydi. Bu ilaveten, sektördeki sirkülasyon, müşteri çalma ve müşterinin esiri olma gibi konular da vardı.

*                           *                         *

 Gelelim bizim sohbete. Halkla ilişkiler ajanslarının en büyük problemlerinden birisi maaş politikası. Bir medya direktörüne A++ maaş verirken bir ajans, bir başka ajans B+ maaş veriyor. Arada uçurumlar meydana geliyor. Bir müşteri temsilcisi asgari ücret alırken bir ajansta, diğer ajansta ise öğretmen maaşı alıyor. Durum böyle olunca da, çalışanlar bir yılı doldurup, daha fazla maaş veren ajansa geçiyor. İşten ayrıldığı ajansta danışmanlığını yaptığı markalar da, yüzüstü kalıyor. Danışanının sürekli değiştiğini gören markalar da ajans değiştiriyor. Eğer halkla ilişkiler uzun süreli bir iletişim yönetimiyse ve sen yeni bir markaya iletişim danışmanlığı vermeye başlıyorsan, çalışanla da ayrı bir sözleşme yapmak gerekir. Markayı yüzüstü bırakmak, hem ajansa, hem de markaya zarar verebilir. Peki bu maaş politikalarını ne belirliyor? Tabi ki, patronun vicdanı. Eğer daha fazla kazanıyım, ne kazanırsam kardır, biri gider biri gelir, işine geliyorsa gibi düşüncelere sahip bir ajans başkanına denk gelirseniz, az para kazanacaksınız. Eğer, benim için başarı önemlidir, çalışanlarımı mutlu ettiğim sürece daha fazla iş ve iş yapma motivasyonu sağlarım, motivasyon arttıkça verimlilik artar, verimlilik arttıkça da başarı sağlarım gibi kurumsal ve olgun düşüncelere sahip bir patronunuz var ise, 8 müşteriye de baksanız, huzurunuz yerinde olacaktır. Önemli olan, başarının nasıl yakalandığıdır? 40-50 tane müşteriye sahip ajanslarda, 10-15 yıla yakın çalışan halkla ilişkiler uzmanlarının olması; ajansın ne derece İK ve maaş politikası uyguladığının kanıtıdır.

*                           *                         *

 Gelelim sohbete. Bazı ajanslar çalışanını mutlu etmek ve daha fazla başarı elde etmek için prim sistemleri kullanıyor. Yılbaşında her çalışanına en az maaşı kadar prim ödemesi yapıyor. Peki bir ajans bunu yapmak zorunda mı? hem dolgun maaş verip, hem de prim ödemek zorunda mı?  para patronun cebinde kalabilir. Daha lüks yaşayabilir. Hem de bu primi 40-50 kişiye ödemek asıl olan yiğitlik. Neden yapıyor bunu bu ajans? Ve bu gibi uygulamaları ve kazandıkları bir çok başarıyı neden görmezden geliyor diğer ajanslar? Neden bir çok ajans çalışanına özel sağlık sigortası yaparken, bir çok ajans da sağlığını bozuyor çalışanların? Özel sağlık sigortası uygulayan ajansların her geçen gün büyüyen müşteri listesi ile, sağlığını bozan ajansların küçülen müşteri listesi arasında bir bağ var mı? Önemli nokta bunlar.

*                           *                         *

 Gelelim sohbete. Ajanslarda çalışan bir çok halkla ilişkiler uzmanı, bir an önce kurumsal iletişim tarafına, yani markaya geçmek istiyor. Bunu yapmasının altındaki nedenleri de yine ajanslar ve ajans patronları belirliyor. Sosyal yönden hiçbir imkan tanımayan, düşük maaş politikası uygulayan ve her şeyin yalnızca maaşı verip bittiğini sanan ajanslardan bıkan iletişimciler ise, kurumsala geçmek için can atıyor.

*                           *                         *

 Gelelim sohbete. Bizim sohbetimiz bu gibi sorunlar üzerineydi. Ortak akıl ve iş yapma kültüründen önce, ortak İK, maaş ve çalışan politikası belirlemek gerekir. Eğer bu sorunları ajanslar aşabilirse, işte o zaman ortak iş yapma kültürü oluşabilir. İşte o zaman halkla ilişkiler ajansları ve sektör büyüyebilir.

Ali Yıldırım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir