Kafan rahat olacak

Kafan rahat olacak hacı, bir bardak çayını içerken bile içindeki kaşığın sesi etrafta duyulacak, öyle yalnız olacaksın, bir tutam gül demeti, bırak dalında kalsın, öyle sokaklarda gezdirip de sevgilinin eline tutuşturmak yavşaklıktır, bırak dalında kalsın, o dalında büyür mutlu.

Kafan esince hacı, çekip gideceksin, bineceksin otobüse numarasından sanane, atla işte dönüp dolaşıp aynı yere gelmiyor musun sonuçta, ee daha ne bu tedirginlik, uzaya götürecek değil ya. Yapmacık takılmaya gerek yok, kim seni nasıl biliyorsa gördüğü ilk 15 saniyede karar vermiştir zaten, daha ölsen değiştiremezsin, boşuna uğraşma. Yaptıklarını birilerine anlatmak zorunda değilsin, eğer birşey yapmışsan zaten uzayda bir boşluk doldurmuşsun demektir. Bırak insanlar seni bulsun. Rahat ol.

Canın gitmek istediğinde durma, canın öpmek istediğinde durma, canın düşmek istediğinde bile durma, “bir saniye sonrasını bile tahmin edip bulamayacağın bir yaşamda fırıldak olmanın bir anlamı yok.” Doğruya doğru de, yanlışa yanlış, her doğruyu da her yerde söyleme, bazen doğrular yanlıştır. Mekanlar insanları değiştirir aslında. Evindeki ruh halin hep aynıdır mesela. İşteyken farklı, kafedeyken farklı. Her yerde ruhumuzdan bir parça bırakıp, geri döndüğümüzde o mekanlara onu tekrardan ruhumuza entegre ederiz ve yine aynı davranışları sergileriz. ruha saygı duy, bedene nankörlük etme, sen seni bilmiyorsun, neyin mücadelesini veriyorsun. Daha ruhunu çıkarıp ipe asamamışsın, sen neyin peşindesin. Bırak bu ayakları hacı, sen gel anason kokuları içinde sevgilinin gerdanında rüyaya dal. Boşver dünyaları, dünyalar sen olmadan da aydınlık, sen olmadan da karanlık

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir