Belçika Vize Zulümü

Aşağıda yazacaklarıma kulak verin… GERÇEK BİR HİKAYEYE DAYANIR.

Siz bir üniversite öğrencisisiniz. Okulunuzun erasmusla anlaşması var ise hemen kafaya koyar bende yurtdışına gitmek istiyorum dersiniz. Sınavları, mülakatları falanları filanları geçer bir Erasmus öğrencisi olursunuz. Sıra yerleştiğiniz okula kayıttadır. başvurular yapılır, davetiyeler beklenir, uzun yazışmaların ardından davetiylerinizi de aldıktan sonra sırada vize işlemleri vardır. Dersiniz ki hele şükür. En zor kısmını atlattım. En kolay kısma geldim. Vize nedir ki öğrenciyim. Bir devlet kurumunda öğrenim göreceğim. Bana vize vermeyecek ülke yoktur. Ben örnek olarak kendi yerleştiğim Belçika’yı örnek vereceğim.

Belçika vizesi macerası başlıyor.

Öncelikle yapmanız gereken internetten belçikanın konsolosluk büyükelçilik sitelerini karıştırmak. Hangi belgeleri istiyorlar onları öğrenmek.

Daha sonra karşınıza bu kurumların anlaşmalı olduğu ajans geliyor. Herşeyi bu ajans üzerinden yürütüyorsunuz.  Arıyorusunuz İKS ajansı 45 lira karşılığında randevü alıyorsunuz. Size soruyorlar. Nerede oturuyorsunuz? İstanbul veya başka bir şehir diyorusunuz. Ben İstanbul dedim. Yani konsolosluk dan alacaktım. Keşke demez olaydım. Neyse size telefonda randevu veriyor ileri bir tarihe. O tarihe kadar belgeleri topluyorsunuz.  buraya kadar herşey normal. Anormal olan taraf belgelerin maliyeti. konsolosluk bir öğrenci için aylık belli bir miktar belirliyor. O miktarı karşılayabilecek bir gelirinizin olması gerekiyor. Erasmus öğrencisi için bir aylık Belçika hibesi 429 € Konsolosluğun belirlediği miktar 569 € aradaki farkı kapatmanız için garantörünüz olması gerekiyor. Yani diğer adıyla kefil istiyor. Kefiliniz aileniz veya herkes olabilir. Dedinizki kefilim var. maaşlı iyi bir geliri var. Tamam. Size diyorlar ki bu garantörünüzün son 3 aylık maaş bordrosu, çalışma kontratı, Yıllık gelir beyanını getirmeniz gerekiyor. Tamam dediniz bunlarda ne var ki. Gider alır geliriz. Hayır öyle değil. Bu belgelerin hepsini yeminli tercümandan ingilizceye çevirmeniz gerekiyor. Daha sonra noterden onaylatmanız.. Bu 5 belgenin maliyeti 450 TL geldik mi? bir sonraki adıma. Sizden sabıka kaydı, yani iyi hal kağıdı istiyorlar. Tamam alırız dersiniz. Hayır öyle değil. sabıka kaydını alıyorsunuz, kaymakamlıktan apostille kaşesi vurduruyorsunuz, daha sonra bu kağıdı yeminli tercümandan ingilizceye çevirtiyorsunuz, daha sonra bu tercümeyi yine noterden onaylatıyorsunuz. bunun maliyeti 84 TL. Peki neden İngilizce almıyosunuz kağıdı derseniz? Sadece Ankara ingilizce sabıka kaydı veriyor.  eee bu kadar mı? diyorsunuz içinizden, hayır değil. Sırada sağlık raporu var. Konsolosluk İstanbul’da iki doktorla anlaşmalı. Birisi Kadıköy’de. Diğeri Taksim’de. Aman raporda ne var. alırım diyorsunuz. Hayııır!!. Taksim’de rapor almak 460 TL Kadıköy’de rapor almak 390 TL. Artık burasını siz beğenin siz seçin ama muhakkak İstanbul’dan almanız gerekiyor. Yoksa konsolosluk kabul etmiyor. Daha sonra Fotoğraf masrafları var. minübüs masrafları var. Bütün topladığın belgelerin ikişer fotokopi maliyeti var. Yeme içme masrafları var. Hala Belçika’da Erasmus öğrencisi olacağım diyorsanız azminiz ve paranız vardır demektir.

Eğer Belçikada Erasmus öğrencisi olmak isterseniz, vizenizi kesinlikle İstanbul Başkonsolosluğundan Almayınız. İkametinizi Ankara’ya alıp Büyükelçilik’ten vize talebi yapınız. Çünkü onlar tercüme istemiyor. Sabıka kaydı İngilizce alıyorsunuz. Bir sürü masraftan kurtuluyorsunuz. Sağlık raporunu 100 TL ye İzmir’den alabilirsiniz.

Sakın ola Erasmus öğrencisi olmayınız. Hele Hele Belçika’da

Grunig Araştırma Bursu

Grunig Araştırma Vakfı Bursunu Bournmouth Üniversitesi (İngiltere) PR yüksek lisans öğrencisi Vanessa Procter kazandı.  4000 £ kazanan Procter, yeşil PR ajanslarının kamuoyunun güvenini kazanmak için hangi stratejileri kullandıklarını araştıran uygulamalı bir halkla ilişkiler çalışmasını yönetecek…

BP Krizi

Tüm zamanların en büyük krizi olarak nitelendirilen BP Deepwater Horizon Petrol sızıntısı hala devam ediyor. Peki BP Krizi Nasıl yönetiyor?

Başarılı mı? Başarısız mı? Şirket kriz halindeyken CEO’nun yat gezisine çıkması ne kadar doğrudur?

Yorumlarınızı bekliyorum…

Barcelona Araştırma İlkeleri Bildirgesi

İdil Sayımer Hocamızın, Halkla İlişkiler Enstitüsünün “Barcelona Araştırma İlkeleri Bildirgesinde ” yer alan yorumunu sizlere takdim etmekten gurur duyarım.

Bildirgeden Bir Kesit:

1. The Importance of Goal Setting and Measurement

Fundamentally important, goals should be as quantitative as possible and address who, what, when and how much impact is expected from a public relations campaign. Traditional and social media should be measured as well as changes in stakeholder awareness, comprehension, attitude and behavior. Paul Holmes was present and rightfully took exception with the measurement term “target audiences.” Instead, we need to think in terms of communities of “stakeholders” as the power of communications shifts from companies and institutions to communities of individuals.

Doc. Dr. İdil Sayımer’in Yorumu:

“While the implementation of measurable PR objectives bring many benefits on corporate reputation, the absence of them may easily cause loss of efficiency and considerable number of crisis. By avoiding to be “measure” focussed, I think PR industry today needs new and updated transparent measurement criteria especially for the social media. I agree with Tina about the conceptual basics, and I’ll be studying on this matter scholarly. Congratulations for the progress that has been made. Looking forward to see the additional Barcelona principles…

Doc. Dr. Idil Sayimer,Turkey.”