Belçika Notları

13.10.2010

Durgunluk

Hayat şimdilik durağan. Bazı günler şehir gezileri oluyor günü birlik onlara katılıyorum. çok fazla dışarı çıkmamaya çalışıyorum; fakat mecbur kaldığım için çıkıyorum; çünkü burada hayat öğrenciler için gece başlıyor. sabah 6 da son buluyor. Gündüz herkes okulda. Dün bir arkadaşıma oturmaya gittim. Sohbetler ettik. Müzik dinledik. Arkadaşımın ismi Marian. ondan önceki gün Harika’larla Beerhouse ye gittik. saat 12 olduğunda kapatıyoruz dediler.

Bu haftasonu Paris gezisi var. Katılıp katılmamakta kararsızım. Öğrenciler için ücretsiz fast food festivali vardı. şimdilik aklıma gelenler bunlar.

görüşmek üzere demeden evvel, Bugun Bedir Eniştemin asker arkadaşı zekeriya abi beni ailece ziyarete geldi. Oturduk çay içtik. sohbet ettik. Sağolsun bir eksiğin filan olursa çekinmeden ara dedi. çok iyi insanlar. Tanıştığıma çok mutlu oldum.

Bir Kıtanın Başkenti Belçika

İlk izlenim ilk şok ilk yurtdışı deneyimi,

kültür şoku derlerdi de inanmazdım. Sosyal şok da denebilir. Sebzesinden meyvesine, gencinden yaşlısına, sokağından caddesine, kurallardan yasalarına, giyiminden kuşamına bir farklı avrupa kenti Gent macerası başlıyor.

Şimdi kıyaslama,

Gent’te neler yok İstanbul’a nazaran,

Sokak köpekleri yok.

Sokak kedileri yok.

dilenciler yok.

Seyyar satıcılar yok.

İşbortacılar yok.

Kirli araba yok.

Eski araba yok.

çöp yok.

Büfe yok.

Manav yok.

yankesici yok.

polis yok.

XRaY cihazı yok.

Güvenlik görevlileri yok.

İngilizce bilmeyen yok.

Otobüslerde Trenlerde kontrol yok.

Vicdanına kalmış bilet almayan insan yok.

kavga gürültü yok.

bıçaklama yaralama yok.

tacizciler yok.

berber yok.

hiçbir dükkanda televizyon yok.

trafikte öncelik araba da mı hayır o da yok.

Hiçbir yerde bayrak slogan afiş yok.

Gereksiz reklam panoları yok.

Değnekçiler yok.

Park görevlileri yok.

Sürekli aynı hava şartı yok.

Biliyorum sizi sıktım ama En önemlisi KORNA sesi yok.

Trafikte öncelik yayalara ait. Şu ana kadar yaya yolunda beklerken arabaların yol vermediğine şahit olmadım. ikinci olarak bisikletler öncelikte. En son da arabalar var.  Biliyormusunuz, Bisikletler için trafik ışıkları var. Yollarda ayrılmış bisiklet yolları var. Kiraladım bir bisiklet, şehir turu yapıyorum genellikle.

Aklıma gelmişken söyleyeyim. Canım melemen çekti. Çarliston biber bulamadım. yani uzun biber yok.  bibersiz melemen yaptım, özür dilerim 🙂

Her neyse,

En çok neye bayıldım. İnsanlar bilinçli. İnsanlar Sosyal yaşamda yaptığı her hatanın ve yaptığı her doğrunun kendisine geri döneceğini biliyor. onun için hiçbir kuralı çiğnememeye dikkat ediyolar.

Üç gün önce Brüksel’e gittim. Bir enstrüman müzesini ziyaret ettim. Ve ziyaret esnasında bir rehber eşliğinde bir grup insanla karşılaştım. Çalgı aletleri konusunda bilgi alıyorlardı. Yaş ortalamalarını sordum. Şaşıracaksınız, dört-beş yaş ortalaması. Yetişme kültürüne büyük önem veriyorlar.

Ve bizzat Belçikalıdan duyduğumu söylüyorum. “Biz sizin gibi vaktimizi televizyon başında geçirmiyoruz.  zamanında işlerimizi yapıyoruz. kitap okuyup hayatı takip ediyoruz dizileri değil”

To be continued…

Belçika Vize Zulümü

Aşağıda yazacaklarıma kulak verin… GERÇEK BİR HİKAYEYE DAYANIR.

Siz bir üniversite öğrencisisiniz. Okulunuzun erasmusla anlaşması var ise hemen kafaya koyar bende yurtdışına gitmek istiyorum dersiniz. Sınavları, mülakatları falanları filanları geçer bir Erasmus öğrencisi olursunuz. Sıra yerleştiğiniz okula kayıttadır. başvurular yapılır, davetiyeler beklenir, uzun yazışmaların ardından davetiylerinizi de aldıktan sonra sırada vize işlemleri vardır. Dersiniz ki hele şükür. En zor kısmını atlattım. En kolay kısma geldim. Vize nedir ki öğrenciyim. Bir devlet kurumunda öğrenim göreceğim. Bana vize vermeyecek ülke yoktur. Ben örnek olarak kendi yerleştiğim Belçika’yı örnek vereceğim.

Belçika vizesi macerası başlıyor.

Öncelikle yapmanız gereken internetten belçikanın konsolosluk büyükelçilik sitelerini karıştırmak. Hangi belgeleri istiyorlar onları öğrenmek.

Daha sonra karşınıza bu kurumların anlaşmalı olduğu ajans geliyor. Herşeyi bu ajans üzerinden yürütüyorsunuz.  Arıyorusunuz İKS ajansı 45 lira karşılığında randevü alıyorsunuz. Size soruyorlar. Nerede oturuyorsunuz? İstanbul veya başka bir şehir diyorusunuz. Ben İstanbul dedim. Yani konsolosluk dan alacaktım. Keşke demez olaydım. Neyse size telefonda randevu veriyor ileri bir tarihe. O tarihe kadar belgeleri topluyorsunuz.  buraya kadar herşey normal. Anormal olan taraf belgelerin maliyeti. konsolosluk bir öğrenci için aylık belli bir miktar belirliyor. O miktarı karşılayabilecek bir gelirinizin olması gerekiyor. Erasmus öğrencisi için bir aylık Belçika hibesi 429 € Konsolosluğun belirlediği miktar 569 € aradaki farkı kapatmanız için garantörünüz olması gerekiyor. Yani diğer adıyla kefil istiyor. Kefiliniz aileniz veya herkes olabilir. Dedinizki kefilim var. maaşlı iyi bir geliri var. Tamam. Size diyorlar ki bu garantörünüzün son 3 aylık maaş bordrosu, çalışma kontratı, Yıllık gelir beyanını getirmeniz gerekiyor. Tamam dediniz bunlarda ne var ki. Gider alır geliriz. Hayır öyle değil. Bu belgelerin hepsini yeminli tercümandan ingilizceye çevirmeniz gerekiyor. Daha sonra noterden onaylatmanız.. Bu 5 belgenin maliyeti 450 TL geldik mi? bir sonraki adıma. Sizden sabıka kaydı, yani iyi hal kağıdı istiyorlar. Tamam alırız dersiniz. Hayır öyle değil. sabıka kaydını alıyorsunuz, kaymakamlıktan apostille kaşesi vurduruyorsunuz, daha sonra bu kağıdı yeminli tercümandan ingilizceye çevirtiyorsunuz, daha sonra bu tercümeyi yine noterden onaylatıyorsunuz. bunun maliyeti 84 TL. Peki neden İngilizce almıyosunuz kağıdı derseniz? Sadece Ankara ingilizce sabıka kaydı veriyor.  eee bu kadar mı? diyorsunuz içinizden, hayır değil. Sırada sağlık raporu var. Konsolosluk İstanbul’da iki doktorla anlaşmalı. Birisi Kadıköy’de. Diğeri Taksim’de. Aman raporda ne var. alırım diyorsunuz. Hayııır!!. Taksim’de rapor almak 460 TL Kadıköy’de rapor almak 390 TL. Artık burasını siz beğenin siz seçin ama muhakkak İstanbul’dan almanız gerekiyor. Yoksa konsolosluk kabul etmiyor. Daha sonra Fotoğraf masrafları var. minübüs masrafları var. Bütün topladığın belgelerin ikişer fotokopi maliyeti var. Yeme içme masrafları var. Hala Belçika’da Erasmus öğrencisi olacağım diyorsanız azminiz ve paranız vardır demektir.

Eğer Belçikada Erasmus öğrencisi olmak isterseniz, vizenizi kesinlikle İstanbul Başkonsolosluğundan Almayınız. İkametinizi Ankara’ya alıp Büyükelçilik’ten vize talebi yapınız. Çünkü onlar tercüme istemiyor. Sabıka kaydı İngilizce alıyorsunuz. Bir sürü masraftan kurtuluyorsunuz. Sağlık raporunu 100 TL ye İzmir’den alabilirsiniz.

Sakın ola Erasmus öğrencisi olmayınız. Hele Hele Belçika’da