Facebook Bir Sosyal Medya Değildir

Bu başlığı atarken çok nazik davranmaya çalıştım ama biraz daha ileri giderek şu başlığı daha uygun görüyorum; “Facebook bir medya değildir.” Neden mi? Medya olması için topluma haber ve bilgi aktarımı yapması gerekmez mi? Facebook böyle bir bilgi akışı sağlıyor mu toplumun geneline? Bence ‘sosyal medya’ diye sınırlandırdığımız veya ‘medya’ dediğimiz bu web siteleriyle ilgili ciddi problemler var. Neyin medya olup olmadığı konusunda sizlerin biraz kafasını karıştırmak istiyorum. Ve aynı zamanda kavramsal kargaşaya da son vereceğim.

Öncelikle medyanın tanımına baktığımızda ‘medium’dan gelen ve kanal, oluk gibi manalara gelen bu kavram, bir şeyi ileten, taşıyan manasında kullanılıyor. Çoğul olarak ‘medya’ kavramıyla kitle iletişim araçları tanımlanmış. bunların içerisinde gazete, televizyon, radyo, dergi gibi geleneksel araçlar yer alıyor. Bu araçların işlevlerine baktığımızda bir ülkede veya bölgede aynı anda toplumun geneline bilgi ve haber taşıyan araçlar olarak nitelendiriliyor. Hepsi farklı fonksiyonlarla çalışıyor ve hedef kitle olarak herhangi bir ayrım gözetmiyor, aynı zamanda birer yayıncı konumundalar. Bilgi veya haber, bir noktadan kitleye doğru akmakta ve karşılıksız bir ileti akışı sağlanmakta.

Gelelim Facebook’a. Facebook, kendi içerisinde “arkadaş ekle” butonu ile çalışan ve insanları tek tek kendi çevresinde birer eko-sistem haline getiren, her bir eko-sistemin birbirinden haberinin olmadığı, bir yuvarlak içerisinde başka yuvarlaklar oluşturan bir web sitesi. Amacı, insanların bir arkadaşlık bulutu oluşturarak paylaşımlar yapmasına olanak sağlıyor. Her bir insanın kendi bulutu yer alıyor. Yalnız bulutlar yağmur damlaları gibi birbirine hiçbir zaman değmiyor. Aşağıda göstereceğim şekilde de Facebook’un aslında bir medya olmadığı apaçık ortaya çıkıyor. Medya olması için yayın üzerine bir işlevinin olması gerekir. Oysa ki Facebook açıkca insanlara “arkadaş ol” diyor. Burada Twitter’dan bahsedersek daha net olur. Twitter’ın Facebook’tan ayrılan en önemli yanı “follow me” olması. Yani ‘takip et’ diyor. Takip edersen seni olaylardan haberdar ederim diyor. Ve aynı anda bir arama ile o anda olan tüm olaylara ilgili konuyla alakalı Twitter üzerinden erişilebiliyor. Dolayısıyla birinde “arkadaş ol” derken, diğerinde “takip et” diyor. Bir başka sosyal ağ olan Linkedin ise “connect” diyor, yani “bağlantı kur”. Bu kavramlar aslında bu sitelerin birbirinden ayrıldığının en önemli kanıtı. Yani medya olabilmesi için bu kavramsal ayrımları dikkate almakta fayda var. sosyal medya diyebilmemiz için orada yer alan bir kullanıcının paylaştığı iletiye tüm kullanıcıların da erişebilmesi gerekir. Bu sağlayan iki tane site var.

Medya diyebileceğimiz iki site var

Gelelim asıl konuya. Bunların hangisi medya peki diye sorarsanız, Twitter ve Instagram birer medyadır aslında. Twitter, size arkadaş olalım paylaşımlar yapalım demiyor. Size ileti gönderme penceresi içerisinde “neler oluyor” diye soruyor. Bu soruyla sizden haberler alıp aktarılması hedefleniyor. Bu sizden aldığı haberleri de tüm dünyaya ‘arama’ çubuğu vasıtasıyla aktarabiliyor. Twitter bir medyadır, organizmasına da baktığımızda görebiliriz. Bir yayıncı var, hesap açıp haberler paylaşıyor ve on haberler birileri tarafından takip ediliyor. Tıpkı bir gazete okuyucusunun her gün sabahları bayiiden Hürriyet gazetesi alması gibi. Sevdiği için takip ediyor, sevdiği için okuyor. O gazete her gün o bayiide var zaten. İstediği zaman takip edebilir, istediği zaman bırakabilir. Haberler yine olacak. Dolayısıyla Facebook’un böyle bir işlevi yok. Bir medya veya sosyal medya olarak tanımlanıyor ama tanıma uymamakta. Twitter’ın bir diğer yanı da bir bilgiyi almak için bir kaynaktan veya yayıncıdan, onu takip etmek zorunda değilsiniz. İstediğiniz an bayiiye gider gibi, hesabına giderek haber alabilirsiniz. Facebook’ta ise arkadaş olmak gerekir. Bir diğer site veya uygulama ise Instagram. Instagram da aynı şekilde yazınsal olmasa da görsel olarak “follow” mantığına dayanıyor. Takip ederseniz bilgi alırsınız, etmeseniz de etiketler vasıtasıyla bilgi alabilirsiniz.

Sonuç olarak neyin medya, neyin sosyal medya olup olmadığı kavramsal olarak ve işlevsel olarak yerine getirdiği durumlara bağlıdır. Facebook’un bir sosyal medya olmadığı apaçıktır. Facebook, ancak bir sosyal ağdır. Twitter ise bir medya platformudur. Facebook ve Twitter aynı anda ‘sosyal medya’ şemsiyesi altında yer almamalı. En azından ayrımları belirtilmeli.

Yeni Doritos Reklamını Sen Çek, 1 Milyon Dolar Kazanma Şansını Yakala!

2007 yılında Doritos, ABD’deki hayranlarını Amerikan Futbol Ligi’nin sezon finali olan Super Bowl sırasında yayınlanmak üzere kendi Doritos reklam filmlerini çekmeye ve göndermeye davet ederek, kendi Super Bowl fenomenini yarattı. Bu reklamlar, yapan kişinin çektiği şekliyle aynen yayınlandı ve Super Bowl sırasında yayınlanan, tüketicilerin yarattığı ilk reklam filmleri oldu!

Doritos, bu muhteşem organizasyonla sevenlerini 1 Milyon Dolar kazanma şansı ve bunun yanı sıra 1 sene boyunca  Hollywood’daki Universal Pictures Stüdyoları’nda Elizabeth Banks gibi yıldızlarla çalışma fırsatı yakalamaya çağırıyor. 

Unutulmaz Deneyim 

Bu yıl 9. kez düzenlenen Doritos Crash the Super Bowl’u kazananlar, büyük ödül olarak milyonlarca dolar para ödülü ve hayatlarının sonraki aşamalarında da farklı iş teklifleri aldılar. Örneğin; kendi yaptığı “Fashionista Daddy” reklamıyla 2013 yılında Crash the Super Bowl yarışmasında büyük ödülü kazanan Mark Freiburger, “Transformers 4”ün setinde yönetmen Michael Bay ile birlikte çalışma fırsatı elde etti. Mark, bugün büyük bir yetenek ajansı tarafından temsil ediliyor ve Universal ile FOX gibi dünya çapındaki stüdyoların film projelerinde yer alıyor.

Katılma Sırası Sende

Siz de hazırlayacağınız 30 saniyelik reklam filmini  (sözlü ise İngilizce) www.doritos.com.tr ‘de belirtilen teknik özelliklerle hazırlayıp tüm dünyanın beğenisine sunmak için 9 Kasım 2014’e kadar reklam filminizi çekip, rüya gibi bir iş ve 1 Milyon Dolar sahibi olmak için geri saymaya başlayabilirsiniz!

Katılım koşulları ve tüm detaylar için www.doritos.com.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Flo Ayakkabı’nın Müşterisini Kaçırmak için Özenle Kaleme Aldığı Cevabı

Flo Ayakkabı’nın müşterisini kaçırmak için özenle kaleme aldığı şikayet cevabını aşağıda sunuyorum. Bu markaların geleceği çok parlak değil. Acıyorum.

 

Sayın Ali Yildirim,

Firmamızda uygulaması bulunan ISO 10002:2004 Müşteri Memnuniyeti ve Şikayetleri Kalite Yönetim Sistemi doğrultusunda, sizlerden gelen her  türlü talep ve görüşün hizmet kalitemizi arttırmak için bir fırsat olduğunu ve bu kapsamda değerlendirildiğini bilmenizi isteriz. Bu vesile ile mağazalarımızı ve ürünlerimizi tercih ettiğiniz için sizlere ayrıca teşekkür ederiz. Talebinizde belirtmiş olduğunuz konuya istinaden üründe yaşanan vurma şikayeti ayakkabının üretim aşamasından kaynaklanan bir durum değildir. Vurma şikayeti ürünün ayak ile uyumsuzluğundan kaynaklıdır. Mağazalarımızda siz değerli müşterilerimize ürünü görerek, beğenerek ve deneyerek alma imkanı sunulmakta olup ayağına iyi uygunluğu sağlayan ürünü almanız tavsiye edilmektedir. Bu nedenle ürününüz ile ilgili bir işlem gerçekleştirememekteyiz.

Konuyu bilginize sunar iyi günler dileriz.

Saygılarımızla;

FLO

Müşteriyi memnun edemeyen markalar çöpe: FLO Ayakkabı Örneği

flo_ayakkabi_kampanyasi_170121. yüzyıl vatandaşları artık farkındalığı yüksek, bilinç düzeyi artmış, dünyadan haberi olan ve haklarını koruyan kollayan bir yapıya sahip. Her ne kadar tüketim toplumuna doğru yönelsek de tercihlerimiz genişledikçe seçim şanslarımız artmakta. Pazarda artan rekabet ve gün gün ayısı artan yeni markalar, üreticiler ve satıcılar açısından müşteriyi elde tutmak için yeni çabalarını gerektirmeye başladı. Artık müşterilerin kendini özel hissedeceği, kendilerini önemseyen ve satış sonrası da desteği olan markalar revaçta. Eski kafa 70’lerin müşteri memnuniyeti stratejilerini uygulayan markalar, yavaş yavaş çöpe gidecek.

Müşteri hizmetleri müşterinin yaşadığı problemi çözmek için vardır. Eğer  ben bir ürün aldım ve bir problemim varsa müşteri hizmetleri bunu çözmek zorundadır. Yoksa hizmetin bir manası kalmamaktadır. Tıpkı geçtiğimiz pazar günü FLO Ayakkabı’da yaşadığım problem gibi. Günümüzde rezil müşteri memnuniyetsizliğine verilebilecek güzel bir örnek.

FLO Ayakkabıdan bir ayakkabı aldım ve kalıbı küçük olduğundan dolayı ayağıma olmadı ve 15 – 20 dakika giydiğim ayakkabıyı mağazaya getirerek değiştirmek istedim. Mağaza görevlileri giyilen ayakkabının değiştirilemeyeceğini söyledi. Ben de durumu anlatmaya çalıştım, kalıbı küçükmüş, çok kısa süre giydim, değiştirmek zorundayım eğer öyle bir kuralınız yoksa sürekli sizden alışveriş yapan birisi olarak bir “favour” yapmanızı istiyorum dememe rağmen hiçbir olumlu geri dönüş alamadım. Bunun üzerine ayakkabıyı ve fişlerini kasada bırakarak mağazadan çıkıp gittim. Şu durumda mağazada bir problem yaşadım ve doğrudan müşteri hizmetlerini aradım. Müşteri hizmetlerinin amacı, bu problemimi çözmektir. Ama ne yazık ki temsilci Cavidan Hanım da aynı cevabı vererek “giyilen ayakkabı değiştirilemez” ifadesiyle beni baş başa bıraktı. soruyorum şimdi, bana kasa personeliyle aynı cevabı verecekse müşteri hizmetlerinin var olmasının ne anlamı var? Bir müşterinizi kaybetmek, artık günümüzde bir değil, bin müşteri olabilir. Ve her müşteriyi memnun etmek zorundasınız. Çünkü tüketicinin alternatifi çok.

Umarım Flo Ayakkabı bu durumu düzeltmek için bir yol dener.

Twitter Yasağının Gölgesinde Halkla İlişkiler Mesleği

twitter logoSon iki yılda Türkiye’de yaşanan bazı olaylar sebebiyle Türkiye, siyasetle yatıp, siyasetle kalkar hale geldi. Twitter başta olmak üzere yeni kitle iletişim araçları toplumun büyük bir kısmını siyasallaştırıp, partizanlaştırmıştır. Aynı zamanda sosyalleştirip, bütünleştirmiştir. 2013 Haziran Gezi Parkı olaylarıyla birlikte siyasi gündem, özellikle iş dünyasını baskı altına almış, borsa 90’lardan 60’lı rakamlara gerilemiştir. İthalat ve ihracat rakamlarının dengesizliğiyle birlikte bir çok iş kolu da siyasi gündem dolayısıyla mağdur duruma düşmüştür.

Hem toplum, hem de özel-kamu iş dünyası siyasi istikrarsızlık sebebiyle sistemsel sorunlarla birlikte psikolojik travmalar yaşamıştır. Son olarak Twitter’ın Türkiye’de erişime kapatılması, özellikle iletişim mesleği açısından çok büyük bir problem ortaya çıkarmıştır. Bunun toplumsal boyutunu da belirtmek gerekir. Sadece iş dünyası açısından ele almak biraz abes kaçabilir. Twitter günümüzde siyasi güç elde etmiş örgütlü yapıların karşısında etkili bir muhalefet aracı olarak varlığını sürdürmektedir. 2010 Arap Baharı sırasında diktatörlükle yönetilen yapılara karşı büyük bir mücadelenin bir parçası olarak sanal dünyada mücadeleye destek vermiştir. Twiter, bu yüzden diğer sosyal ağlar açısından büyük paya sahiptir.

Halkla ilişkiler mesleği açısından da Twitter önemli bir iletişim aracıdır. Bugün Türkiye’de 12 milyon Twitter kullanıcısı vardır. Bu kullanıcıların yüzde 70’den fazlası Twitter’ı mobil olarak kullanmaktadır. Bu da aslında her an İnternete ve sosyal ağlara bağlı bir kullanıcı kitlesini işaret etmektedir. Durum böyle olunca, özel ve kamu kurumları vatandaşlara veya müşterilere ulaşmak için Twitter kanalını kullanmaktadır. Geleneksel medya araçlarına nazaran, kurumlar müşterileriyle veya vatandaşlarla doğrudan iletişim kurarak, diyaloğa dayalı ilişkiler kurmaktadır.

Son zamanlarda Twitter ve Facebook üzerine şirketlerin pazarlama departmanları ayrı bir bütçe ayırarak, çeşitli kampanya ve etkinlikler düzenlemektedir. sosyal medya ajansları, Twitter üzerinden müşteri için bir çok hizmet yerine getirmektedir.

Halk, Twitter aracılığıyla ülkesinden ve dünyadan anında bilgiler almakta, bilgiler paylaşmaktadır. Yeni kamusal alan olarak ortaya çıkan Twitter, tüm dünyada özellikle siyasi kampanyalarda etkililiğini kanıtlamış, siyaseti baskı aracı olarak kullanan yapılara karşı muhalif bir duruş sergilemiştir. Tabii Twitter derken, şirket olarak değil, kullanıcı kitlesi olarak söylemekteyim.

Halkla ilişkiler mesleği bir çok manada toplumsal yarar gözeten bir meslektir. Günümüzde bir çok ajans ve şirket tarafından toplumsal fayda değil, şirketsel fayda gözetilerek yapılsa da halkla ilişkiler, zamanla toplumun faydasına olan işler yaparak asıl görevini yerine getirecektir. Twitter, Facebook ve diğer sosyal ağlar da bu mesleğin hedef kitlelerle iletişime geçmesi için aracı olacaktır.

Twitter’ın yasaklanması, hem toplumsal, hem siyasi, hem ekonomik anlamda çok büyük sorunlar ortaya çıkarmıştır. Batıdan gelen olumsuz mesajlar bizi Avrupa Birliği’nden uzaklaştırıp Ortadoğu’ya hapsetmiştir. İş dünyası etkilenmiş, halkın sesini duyurabileceği bir alan daha kapatılmış, bir çok kurum, Twitter üzerinden kampanyalar yaparken mağdur olmuş kurumlar ve tüm bunların sebebi iki tane hesap ve Twitter’a karşı anlam verilemeyen bir öfke dolu hükümet.