Kurum Kimliği ve Marka Bağlılığı İlişkisi

Son zamanlarda sıkça karşılaşır olduğum kurumların kimlik çalışmaları ve sosyal medyadan aldığım çeşitli mesajlarda kurumun kimliğini yansıtan kalem, poşet, ajanda ve not defteri gibi küçük görünen detayların aslında marka bağlılığı oluşturmada çok önemli olduğunu fark ettim.

Bir örnekle başlarsak BİM marketler zincirinin yıllardır değişmeyen ve tüketici algısına yerleşmiş poşeti bir fenomen haline gelmiş bulunmakta. Paris’e seyahate giden bir vatandaşın Eyfel kulesi önünde BİM poşetiyle çekilmiş fotoğrafı yüzlerce kez sosyal paylaşım mecralarında paylaşıldı. Bir anlamda marka ile tüketici arasında sıcak ilişki meydana getiriyor. BİM’in muhafazakar algısının yanında kurum kimliğiyle meydana getirdiği algı tüm tüketicilere erişmesine imkan tanıyor. Poşet, not defteri, ajanda, kalem gibi marka kimliğini taşıyan aksesuarlar yaygınlaştıkça marka algısı da yaygınlaşıyor. BİM poşeti de yaygınlığıyla bu duruma bir örnek. Aynı zamanda reklam ve diğer iletişim çalışmaları bütçesi olmayan daha küçük KOBİ niteliğinde işletmeler için bu gibi çalışmalar gerçekten önem taşıyor. Poşetleriyle, ajandalarıyla, kalemleriyle marka algısını güçlendirebilirler. Yine BİM’den örnek verecek olursak; BİM’in Dost yoğurdunun reklamlarını veya ilanlarını pek görmeyiz, fakat yoğurt kabının saksı ve benzeri alanlarda kullanıldığını görürüz. İster istemez markaya maruz kalır, zihnimize yerleştiririz.

Pariste-bim-açılmış

Kurum kimliği ve marka bağlılığı arasındaki bir başka ilişki de kurumların kimlik çalışmalarına yeterince önem vermeyerek ortaya çıkardığı algıdır. Twitter’da bir tweet’te kalemleri masaya, sehpaya veya gişeye bağlayan bankalar üzerine bir eleştiri vardır. Kalemini bağlayan kurumlar aslında o kalemi elinde unutup giden tüketicinin ulaşacağı kişi sayısından da mahrum kalabiliyor. Müşterisi olmayan tüketicilere doğrudan ulaşma imkanını elden kaçırıyor. Bir kalem bir logo demek, bir kalem, kurumun mevcudiyetini ispatlayan bir temsilci demek.

Google’ın staj yapan bir çocuğa verdiği promosyonlar, kurumun doğrudan samimi bir ilişkiyle bir çok kişiye ulaşacağını garanti etmektedir. Outdoor reklamlarla kaç kişiye ne ölçüde ulaşacağının garantisi olmayan markalar, bu gibi promosyonlarla tüketiciler arasında diyalog konusu olacak kadar etkili olmaktadır.

Google promosyon

Günümüzde artan rekabet koşulları artık markaları daha fazla reklama yönlendirmektedir. Hemen her gün adım attığımız her yerde bir reklama maruz kalarak “marka karmaşası” içerisine girmekteyiz. Dolayısıyla yüzlerce reklam içerisinde artık farklılaşmak neredeyse imkansız hale geldi. Kurum kimliğini kullanarak yapılan marka algısı güçlendirme çalışmaları ise günümüzde geçerli olan ve daha da önemli hale gelecek bir uygulama. Bu uygulamaları deneyime dayalı, tüketicilerle sıcak ve doğrudan ilişki içerisinde yürütmek etki açısından daha kuvvetlidir.

Son olarak eklemek gerekirse, kurum kimliğinin marka bağlılığına kattığı değer, etkisinin ve değerinin ölçülmesi zor olan outdoor reklamları, internet reklamları, bannerlar ve geleneksel reklamcılıktan çok daha etkili olduğu muhakkaktır. Önümüzdeki yıllarda reklamcılık alanı daralacak ve tüketicinin işine yarayan ve kurum kimliğini temsil eden araçların ön plana çıkacağı da bir gerçektir. Markalar kurum kimliğini iyi belirlemeli ve her yönden kurumsal bir imaj ortaya çıkarmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir