M.A.R.K.A reklam krizi ve Reklamcılar Derneği

MARKA Reklam Ajansı’nın bir şampuan reklamı için Hitler’i seçmesi, kendilerine pahalıya maal oldu.  Yazılı ve internet basınında hafta boyunca konu olan bu olayda MARKA, olumsuz tepkilere dayanamayıp reklamı yayından kaldırdı. Arkasından, Reklamcılar derneği bir soruşturma açarak, MARKA’yı suçlu buldu ve reklam ajansından ihraç etti. Rtük’ün “reklamda, olumsuz bir durum yoktur” açıklamasına rağmen Reklamcılar Derneği’nin bu yönde bir karar alması ne kadar doğru? Tartışılır. Bir derneğin kurulma amacı, sansür ve yaftalama mıdır? Yoksa mensubu olan kişi ve kurumların toplumsal, siyasi ve ekonomik arenada haklarını ve sorumluluklarını çerçeve içerisinde korumak, kollamak ve belirlemek midir?  Reklamcılar Derneği, üyesi olan MARKA Ajansı‘nı, ulusal ve yerel kamuoyunda gündem olan ve tartışmalara neden olan bir olaydan ötürü bu şekilde kısa zamanda yargılayıp asması, derneklerin de görev ve sorumluluklarının sınırlarını tartışılır hale getirebilir. Krizle karşı karşıya kalan  bir kuruma, üyesi olduğu dernek de ihraç ederek darbe vuruyor. Bu ne kadar etiktir? Kısacık bir zamanda disiplin soruşturması açıp alelacele karar alınıp bir üyenin ihraç edilmesinin arkasında başka nedenlerin yattığı aşikar.  Sektörün diğer reklam ajanslarından oluşan disiplin kurulu, apaçık rakibini bel altı vurmuştur. Bu da, reklam ajansları arasında kıyasıya rekabet olduğunu ortaya çıkarıyor. Düşünsenize, bir dernek yaa. Non-profit deniyor. Kar yok, maddi beklenti yok. Üyelerinin haklarını korumak için kurulmuştur. Bu derneğin yaptığı ise tam tersi bir durum, üyesinin içine düştüğü krizde, bir tekme de kendisi vuruyor. Ben de, bir iletişimci ve blogger olarak, Reklamcılar Derneği’ni kınıyorum. Bir de, bu reklamdan ötürü kendini yerel reklam ajansı olarak niteleyen ve olayın üzerine bir açıklama yapıp MARKA’yı kınayan FARKYERİ adlı ajans da, meslektaşını bel altı vurmuştur. Bunların yaptığı, düşene tekmek atma olayıdır. Yarın bir gün kendi başlarına aynı olay geldiğinde bakalım kim destek olacak onlara… Zor duruma kalan bir kuruma ilk yardım etmesi gereken rakipleridir. Destek çıkmalıdır. Fakat, artık gerilla tarzı yaklaşımlar ortaya çıkmış.

Burada diğer bir konu daha ortaya çıkıyor. Reklam Ajansları, halkla ilişkiler faaliyetlerine önem vermeyerek, bu gibi durumlarda, hem itibar kaybı, hem müşteri kaybı yaşayabiliyor. Olayın bu kadar yayılmaması için MARKA Ajansı krizle baş edebilmek için bazı çalışmalar yapmalıydı. Reklama gelen tepkilerden hemen sonra reklamın yayından kaldırılması bu tepkilerin yönetilmesi için yeterli değildi. reklam ajansları mutlaka kriz iletişim planı oluşturmalı. Halkla ilişkiler faaliyetlerine önem vermeli.

Bir iletişimci olarak, yazıda geçen hiçbir kurumla bağım yoktur. Bunu da belirteyim de.

Aşağıda, MARKA’nın olaya ilişkin açıklaması, Reklamcılar Derneği’nin MARKA için yapmış olduğu açıklama, Fark Yeri reklam ajansı’nın açıklaması yer alıyor. Aynen sunuyorum. 

Reklamcılar Derneği;

“16 Mart 2012 tarihinde yayınlanmaya başlayan, yurtiçi ve yurtdışı medyada, kamuoyunda büyük tepkiyle karşılanan Hitler başlıklı BİOMEN Erkek Şampuanı reklam filminin yaratıcısı ve üyemiz M.A.R.K.A. İletişim Hizmetleri’nin hem filmini, hem de yayın sonrası yaptığı açıklamalarda değindiği yaratıcılık anlayışını Reklamcılar Derneği’nin tüzük ve etik kodlarına aykırı görmekteyiz. Wenice Çocuk İstismarına Son adlı ajansınızca üretilen kampanya ile ilgili olarak 3 Kasım 2011 tarih ve 11/03.1/234 sayı ile tarafınıza verilen ilk uyarı; sonrasında BİOMEN Erkek Şampuanı reklam filmi ile ilgili olarak Derneğimizin kurucusu ve üyesi olduğu Reklam Özdenetim Kurulu’nun 28.03.2012 tarih ve 12/RÖK-D2421/127 tarihli kararı göz önünde bulundurularak, tüzüğün Madde 3/ç bendi ve Madde 7/a bendi gereğince, 30.03.2012 tarih ve 12/02.04/092 sayılı Disiplin Kurulu’nun görüşüyle, M.A.R.K.A. İletişim Hizmetleri’nin Reklamcılar Derneği üyeliğinden çıkarılmasına oy birliğiyle karar vermiş bulunmaktayız. Karara istinaden, M.A.R.K.A. İletişim Hizmetleri’nin Reklamcılar Derneği üyeliğinin sona erdiğini üzüntüyle bildiririz.”

M.A.R.K.A Ajans açıklaması,

RTÜK’ün, “ Biz sansür kurulu değiliz. Hukukçularımız inceledi, bu reklamda yasaları ihlal eden bir durum yoktur.” açıklamasını yapmadan çok önce yayınını durdurduğumuz bir reklamdan dolayı Reklamcılar Derneği ajansımıza karşı bir disiplin soruşturması açmıştı.

Derneğin ajansımıza karşı yürüttüğü bu antidemokratik tavır ilk değildir ve varmak istedikleri nokta bizim için gayet açıktır. Az önce dernek üyeliğimizi üzülerek sona erdirdiklerini ajansımıza bildirmişlerdir.

Yıllar önce de istifa ederek ayrılmamıza rağmen, bir dönem sonraki yönetimin arzusu üzerine üç yıllık aradan sonra yeniden üyesi olduğumuz RD’ye bu kararlarından dolayı teşekkür ediyoruz.

Reklamın bir istenen etkileri, bir de istenmeyen etkileri vardır. Reklamcı öncelikle istenen etkileri yaratmaya çalışır. Ancak elbette istenmeyen etkileri de hesaba katar, toplumdaki hassasiyetlere özen gösterir. M.A.R.K.A. her zaman bu iki dengeyi tutturmaya özen göstererek çalışmıştır.

Çok sayıda manevi değeri olan bir toplumda her değeri hesaba katarak reklamcılık yapmak yaratıcılığın sınırlarını çok köşeli çizmektir. Diğer uygulamalı iletişim alanlarında olduğu gibi, reklamcılıkta da zaman zaman bazı tabular kurcalanabilir. Sonucunda da bazen genel kamuoyu veya bazı gruplar tepki göstererek iletişimciyi hizalamaya çalışırlar. Daha baştan hizaya girerseniz orada reklam da kalmaz reklamcı da.

M.A.R.K.A. hiçbir gruba göre hizalanmadan ama toplumsal değerleri her yönüyle değerlendirerek, gerekirse ifade özgürlüğünün sınırlarını da zaman zaman zorlayarak hizmet verdiği markalara başarılı reklam kampanyaları yapmaktadır… Ve yapmaya devam edecektir.

Saygılarımızla,

Fark Yeri Reklam Ajansı açıklaması; “Mart 2012 tarihinde, ülkemizin bir reklam ajansının, yine ülkemizin bir şampuan markası için, Adolf Hitler’in bir konuşmasının görüntülerini kullanarak ürettiği talihsiz reklamı, Türkiye’nin yerel bir reklam ajansı olarak kınıyoruz.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir