PR’cının ‘Müşteri Tarafı’ ile bitmeyen imtihanı

PR'cı müşteri tarafıTürkçe’de çok güzel atasözleri vardır; mesela, ‘bin dereden su getirmek’, ona laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zor’, eşeği suya götürür, susuz getirir’, ‘eşeğe altın semer vursan eşek yine….’ neyse bu son atasözü biraz alakasız oldu. Konuya giriş anlamında aslında PR’cının müşteri tarafıyla durumunu özetler nitelikte bir önceki atasözleri. Çünkü hiçbir zaman bir iş, müşteri tarafıyla bir tek maille veya telefon görüşmesiyle sonuca ulaşamaz. İki ile de ulaşamaz, üç ile de ulaşamaz. İlla 40 mail, 32 telefon görüşmesi gerçekleşmesi gerekir. PR’cı müşteri tarafına derdini anlatmak için 45 farklı bakış açısıyla yöntem dener, müşteri tarafı ise tek bir bakış açısıyla anlamadım der. Sorun ‘anlamadım’ demesinde değildir, danışman sıfatıyla danışmanlık veren PR’cının önerilerini görmezden gelip, bilmediği konuda kendi önerilerini PR’cıya zorla benimsetmek istemesindedir. Bir haberin çıkıp çıkmayacağını, bir bültenin yayımlanıp yayımlanmayacağını, nerede ne kadar çıkacağını PR’cı az çok bilir. Hangi gazetecinin neyi ne zaman yayımlayacağını, neye sıcak baktığını tahmin eder, oysa ‘müşteri tarafı’ dediğimiz o pazarlama sorumluları varya hani, günde 432 kez görüştüğümüz ve her mailden sonra içimizden “yemin ediyorum gerizekalı” dediğimiz dostlarımız, sizin bu ‘know-how’ınızı kıçına sallar. sorun tamamen buradan kaynaklanır.

Sizin özenle hazırladığınız basın bültenini alır, reklam metnine çevirir, ‘bu haliyle paylaşalım cnm’ der, işte o zaman tepeniz atar. Sizin hazırlayıp onay aldığınız bülten, bir anda onun hazırladığı ve sizden onay aldığı reklam metnine döner. Bazen kim PR’cı, kim ‘müşteri tarafı’ saman çöpü gibi birbirine girer. İletişim planı içerisinde önerdiğiniz ve markaya değer katacak bir çok uygulamayı görmezden gelir, sonra ‘şunu yapalım mı’ diye sorar. Yılbaşında önerdiğiniz bir projeyi beğenmez, yıl sonuna doğru aynı projeyi haydi yapalım diye ortaya çıkar, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Bir basın bültenine onay verir, bülten servis edilir, ‘cnm bülteni onay için atarmsn’ diye mail gönderir. Siz danışman bir iş ortağı ile mi çalışıyorsunuz yoksa şirketin temizlik işlerine bakan İSG ile mi?

PR’cıların Twitter’da dert yandığı en önemli konulardan biridir bu; müşteriyle mailleşmekten iş yapamıyorum. hiç üzülmeyin, sorun sizde değil, sizi doğru konumlandıramamış müşterilerdedir. Sizi bir iş ortağı, bir paydaş gibi görmemesindedir. Size yeterince değer vermemesindedir. Hele de ajansla iletişimi sağlayan o ‘müşteri tarafı’ PR’dan o tarafa geçtiyse yandınız. Her şeyi ben bilirim, öyle değil böyle yazılır, bir afra tafra, bir havalar… Geçmeseydin… madem o kadar biliyordun, ajansta kalsaydın.

Velhasıl, ajanslarda görev yapan PR’cı dostlarım, ‘müşteri tarafı’ hiçbir zaman bir şeyi bir kerede anlamaz. Anlayan varsa o müşteriyi gizli tutun, çok şanslısınız, elinizden almasınlar. Genel olarak biz çok sıkıntı çekiyoruz, bir çok insan da bu dertten muzdarip. ‘Bu nasıl çözülür?’ diye sorarsanız, PR’cılar olarak biz önerilerimizi ve danışmanlığımızı layıkıyla yerine getirelim, kurumun marka değerini yükseltmek için en doğru kararları en stratejik biçimde oluşturalım, varsın ‘müşteri tarafı’ kabul etmesin veya anlamasın. Biz aldığımız paranın hakkını verelim.

Sağlıcakla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir