reklam

Reklamcılıkta “Her Şeyi Az Söyleme, Bir Şeyi Çok Söyle”

Her yanımız reklam ilanlarıyla ve videolarıyla doldu taştı. Yazılım sektörünün gelişmesi ve elektronikleşme, insan hayatının ulaştığı her yere reklam sokmayı mümkün kıldı. Bugün akıllı telefonumuzla bir uygulama kullansak bile orada da mobil reklamlar karşımıza çıkıyor. Bir haber sitesine girdiğimizde “banner” reklamlar her yanı süslüyor. Gözümüze gözümüze sokuluyor. Okuyacağımız haber sayfasından daha büyük reklam metinleri ve görselleri yer alıyor. Evden dışarı adımımızı attığımız anda reklamlar başlıyor. Aslında günlük yaşamda reklamlar arasında sıkışıp kaldık. Bina kapısının önünde biriken el ilanları, posta kutusuna atılan aylık indirim insert’leri, gazete reklamları, TV reklamları, outdoor reklamlar, toplu taşıma araçlarındaki reklamlar; ayakta kalmak için tutunduğumuz tutacaklarda bile artık reklamlar var. Bu derece sıkışıp kaldığımız reklamların arasında tüketici ne derece ve nasıl mesaj algılıyor merak etmiyor değilim.

Bu mesajların etkililiği konusunda ciddi şüphelerim var. Binlerce marka çok farklı alanlarda reklamcılık alanına başvuruyor. Ürün ve hizmetlerini tüketiciye sunmak ve bir an önce etkileşim meydana getirmek için can atıyor. Bunu yaparken de tüketiciye bir ürün ve hizmetle ilgili onlarca ileti gönderiyor. Reklamcılıkta ve iletişim alanında en önemli ve öne çıkan bir kural vardır; eğer mesaj tekrar edilirse algıya yerleşir. Bizim markalar ne yapıyor, bir ürün veya hizmetle ilgili birden fazla mesajı birden fazla mecrada tüketiciye gönderiyor. Durum böyle olunca insan, psikolojisi gereği, her mesajdan başka bir izlenim elde ediyor. Dolayısıyla da ürün hakkında algısına yerleşebilecek bir durum oluşmuyor. Eğer tek bir mesaj tekrar edilerek tüketiciye iletilirse başarılı olunabilir.

İnsan psikolojisi yaradılış itibariyle basit işleyişe sahiptir. Zamanla toplumsal çevrede karmaşıklaşmaya başlar. Bu karmaşıklığa alışamasa da beyin, basit ve sıradan olanı çabuk benimser. Markalar ise tam tersine inanmaya devam ediyor. En özelin ve en güzelin basitlikte değil, karmaşıklıkta yattığını zannediyor. Oysaki durum öyle değildir. Basit olan her zaman avantajlıdır. Dolayısıyla tüketiciye gönderilen reklam metinleri ve görselleri de basit olmalıdır. Mesajlar tek ve net olmalıdır. Bir reklam verildiğinde “bu kadar parayı ödemişken şunu da söyleyelim, bunu da söyleyelim, şunu da ekleyin” yaklaşımı insan psikolojisi için istenilenden tam tersi istikamettedir. Reklamda yalınlık hakim olmalı. Tek bir mesaj, birden fazla tekrar edilirse beynin kabul görme oranı artar.

Markaların reklam metinleri ve görsellerinde, hatta videolarında dikkat etmesi gereken şey, her mecrada aynı mesaj ile yola çıkması. Reklamın yapısı, mecranın yapısına göre tabi ki özelleşmeli, TV izleyicisiyle internet kullanıcısı, gazete okuruyla dergi okuru psikolojisi aynı değildir. Reklamlar bu mecraların izleyicisi ve tüketicisine göre özelleşerek, ama temelde tek bir mesajı hedefleyerek oluşturulmalı. Renkler, yazı tipleri, çizgisel tipoloji tüm mecralarda aynı olmalı. Bu mesajın tekrar içerdiğinin bir göstergesidir. Aksi halde binlerce reklam içinde, farklılaşmak ve aradan sıyrılıp tüketicinin zihnine yerleşmek kolay değildir. Eğer aradan sıyrılmak istiyorsak reklamlarda; yeşil renkli marka deyince Garanti, turuncu renk deyince ING Bank, kırmızı deyince Coca Cola, sarı deyince Mc Donalds’ın akla gelmesi gibi bir strateji izlenmeli. Tek mesaj, aynı strateji reklamın temelidir.

Yazıya ulaşmak için tıklayınız.

http://www.hbrturkiye.com/blog/pazarlama/reklamcilikta-her-seyi-az-soyleme-bir-seyi-cok-soyle-2

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *