Sosyal Medya’da adalet, etik ve ahlak kavramı

Sosyal medyada adalet, etik ve ahlak kavramı üzerine bir yazı yazmak istemiştim. Bunun için teknoloji ve sosyal medyada öne çıkan Blogger ve iletişimcilere bu soruyu sormuştum. Hiç erinmeden cevapladılar, sorumu karşılıksız bırakmadılar.   

 Yeni iletişim teknolojilerinde şahane yazılar yazan Teakolik’in (Hamza Şamlıoğlu) sosyal medyada adalet, etik ve ahlak üzerine fikirleri:

Sosyal Medyada Adalet Kavramı;
Maalesef ki sosyal medyada adalet kavramı olduğuna inanmıyorum. Birkaç bin takipçili bir hesaptan bir adama çamur atılabiliyor, yalan bir habere yer verilebiliyor. İnsanlar ise araştırmadan, soruşturmadan bu içeriklere yalnızca magazinsel olması, ilgi çekmesi, popüler lik gibi sebeplerle destek vermekteler. 
Birçok kişiye günümüzde bu şekilde çamur atılmakta, karalanmakta ve hatta zarar verilmekte. Bunun en önemli örneğini ise Markalar yaşamakta.
Yüzde yüz Türk olarak bilinen bir markanın ürününü, “İSRAİL MALI PROTESTO EDELİM” başlığı ile birileri Facebook’tan paylaşıp, firmaya büyük zararlar verebiliyor. Araştırma yapılmadan paylaşım gerçekleşiyor. 
Etiklik ve Ahlak Kavramı,
Etiklik ise burada başlıyor. Bu yapılanların hiçbiri ne etiklik ne de ahlak sınırları içerisinde yapılmakta. Klavyenin arkasına geçmiş kişiler, bastırılmış duygularını yalan yanlış bir şekilde ortaya çıkarmaktalar.  Bunun en büyük örneği ise birilerine saldırmak için FAKE kullanıcılar açıp, kendi ismi ile yazmaktan korkanlardır. Bu ne etiğe girer ne de ahlaka; Çünkü sosyal medya da kurallar yok, sosyal medya da kanunlar yok, her ne kadar etik olanlar da olsa her ne kadar araştıranlar da olsa sosyal medya konusunda cahil olmamız bunları büyük bir şekilde destekliyor. 
Düne kadar porno dergiye bakamayan birçok tip, facebook üzerinde çıplak kadın resimleri paylaşmakta, düne kadar sokakta kimseye ses çıkartmayan tipler, pervasızca insanlara, markalara veya kurumlara saldırmakta.
Elbette ki zamanla insanlar bilgilenecek, kanunlar bilişim üzerine de yoğunlaşacak bir şekilde bu kavramlar doğal hayattaki gibi belirli şekilde ortaya çıkacaktır. Şuan için bu kavramların internet dünyasında pek de belirgin olmadığını söyleyebilirim…

Lotus Medya kurucusu Fatih Taşkıran ise, en kısa sürede cevabını iletecek. Teşekkür ediyorum. 

AKADEMİSYENLER NE DEMİŞ?
Konuyla İlgili Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı ve Dekan Yardımcısı Doç Dr. İdil Sayımer ise  fikirlerini,  “Sosyal medyada etik konusu tartışılabilir ama ağ toplumunda adalet kavramı hukuki süreçleri düşündürüyor. İnsanların yarattığı sanal kimlikler, ilişki yönetiminde bir dezavantaj olarak ortaya çıkıyor. Bu etik problemiyle ilgilidir. Güvensizlik oluşturuyor. İlişki yönetiminde yüzde yüz başarıyı etkileyebilir. Demokrasi anlamında baktığımızda insanlar, özellikle suskunluk sarmalında yer alan insanlar kendilerine korkmadan ifade özgürlüğü alanı buldu. Bu yönden olumlu. Olumsuz yönü, ifade özgürlüğü sanal ortamda ve sosyal medyada nerede başlar bunun bilinmezliği, ahlaksızlık ve etiksizliğin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bundan kişiler ve markalar zarar görebilir, ki gördüğünü gözlemliyoruz” olarak açıkladı. 

Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğ. Gör. İsmail Hakkı Polat;” Sosyal Medyada adaleti ‘er ya da geç tecelli eden’ bir kavram olarak açıklarım. Ağırlıklı olarak geç ama mutlaka;)” @ismailhpolat

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü Öğr. Gör. ve Hayal akademisi İletişim Hizmetleri Kurucu Ortağı Ercüment Büyükşener: Bu konuda ayrıca üzerine düşünüp cevap veriyor olacağım. Geçiştirmek istemediğin için geç yazacağım bilgine…” teşekkür ediyorum. Cevabınız geldiğinde buraya yazacağım. 

İletişimciler bu şekilde düşünüyor. sosyal medyanın bir takım simsarlar tarafından hatta korkak simsarlar tarafından kullanıldığı, markaların zaman zaman haksız yere zarar gördüğü, nitekim kanun yok, bir mecra oldu. Oysaki geleneksel medyada araştırmadan kaynaktan bilgi alınmadan yayım pek tercih edilmiyor. sosyal medyada ağzı olan konuşuyor.

Olması gereken ise, sosyal medyayı ürettiğimiz bilgiyi paylaşmak olarak algılamalıyız, birilerinin ürettiği mesnetsiz bilgileri ve söylentileri paylaşmak yerine… eğer biz de üretirsek adalet olur, etik olur, ahlak olur. Üretmeden bilgi tüketenler sonunda bilgisiz, geri kafalı olabilirler.  Bir diğer “şey” aslında sosyal medyada ahlak ve etik bilgi paylaşımıyla başlar. Bilgi üretmek ve paylaşmak etik ile ilgilidir. Sırf tüketici olmak adaletsizliktir. Eğer Ben blogger’ın, ben yazarım, çizerim derseniz sizden bilgi isteyen, paylaşım isteyen kimseyi kırmamalısınız da. Ben kırdım mı, zaman zaman bana bir soru sorulduğunda geri dönmediğim oldu. Ayıp ettim. Bundan sonra elimden gelen gayreti göstereceğim. Cevabını esirgemeyen herkese teşekkür ederim. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir