Halkla ilişkiler ne değildir?

Halkla ilişkilerin tanımı ve uygulanması noktasında çok büyük sorunlar var. Sektörde uygulanan halkla ilişkilerle akademide öğretilen disiplin arasında çok büyük farklar göze çarpıyor. Halkla ilişkiler nedirin cevabı bu zamana kadar bir çok çevre tarafından verildi.

Mesela belediyeye göre halkla ilişkiler, yönetici kadrosunda yer alan kişilere karşı telefona bakma ve yönlendirme, çay götürme, evrak takibi gibi sözde iş yüklerini yerine getiren kişinin işidir. Mesela otellerde halkla ilişkiler, misafir karşılama ve misafir hizmetleri olarak ortaya çıkar.

Halkla ilişkiler ne değildir?

Halkla ilişkiler en büyük gazetede geniş sütunlarda haber veya röportaj yapma değildir,

Halkla ilişkiler yalnızca medya ilişkileri değildir,

Halkla ilişkiler yalnızca medyada yer almak değildir,

Halkla ilişkiler her hafta gazetede haber olmak değildir?

Halkla ilişkiler kurumların başı sıkışınca başvuracağı bir makam değildir, (AFAD değildir yani)

Halkla ilişkiler ürün satmak için kullanılan bir faaliyet değildir. (halkla ilişkiler faaliyeti adı altında sucuk pişirip verenler, sonra onu satanlar)

Halkla ilişkiler kısa sürede sonuç alınacak bir iletişim faaliyeti değildir,

En büyük mecralarda boy boy haber olmak halkla ilişkiler değildir. (Ali Ağaoğlu boy boy haber oldu, ne şekilde olduğunu herkes biliyor)

Halkla ilişkiler kadın mesleği değildir. (25 kişi istihdam eden bir ajansın tamamı kadın, sözüm o şirkete)

Halkla ilişkiler yalnızca halkla ilişkiye giren kişilerin olduğu bir meslek değildir,

Halkla ilişkiler sadece iletişim kurmaz,

Halkla ilişkiler herkesin ‘ben de yaparım ne var bunda!’ diyeceği kadar kolay bir meslek değildir,

Halkla ilişkiler reklam veya tanıtım faaliyeti değildir,

Halkla ilişkiler Hilal Cebeci değildir,

Halkla ilişkiler bir kitleyi kandırmak için yapılan bir faaliyet değildir,

Halkla ilişkiler halkı olumsuz yönde maniple etmek değildir,

Halkla ilişkiler halka fikir satmak da değildir,

Kısacası halkla ilişkiler bilmek için yalnızca sektörde çalışmak da yeterli değildir, öncelikte bu işin disiplinini öğrenmek gerekir. Halkla ilişkiler sektöründe farklı ve alakasız alanlardan gelip bu işi yapanlar gerçekten disiplini iyi öğrenmeli. Sektörde öğrendiği halkla ilişkilerle yüzeysel halkla ilişkiler yapıyorlar.

Göze ve kulağa hitap eden her basın bülteni veya PR faaliyeti hedef kitle açısından doğru olmayabilir. Bu disiplini iyi anlayamayan PR’cılar, kendi kulağına hoş gelen bir çalışmayı halka da anlatmayı istiyor. Hedef kitle tanımları iyi yapılmıyor.

Her kurum için farklı bir mecra kullanmak gerek. Mecralar doğru kullanılmıyor.

Halkla ilişkiler ajanslarının geleceği

Networking

Geçenlerde bir arkadaşıma rastladım. Birlikte metrobüse bindik. Uzun ve meşakkatli bir yolculuk olacağından mütevellit, başladık sohbet etmeye. Halkla ilişkiler ajanslarının ve halkla ilişkiler uzmanlarının karşılaştığı zorluklar ve sıkıntılar üzerine bir dizi sohbet gerçekleştirdik. Kendisi bu sektöre yıllarını vermiş, vermiş diyorum; çünkü 10 yıla yakın bir iletişim geçmişi var, başarılı bir uzman. Durum böyle olunca kendisinden biraz nasihat, biraz da dedikodu aldım. 

*                           *                         *

Halkla ilişkiler ajanslarının geleceğinin tartışıldığı bir toplantı gerçekleşti geçenlerde. İsmi, İda Buluşmaları. İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği Başkanlığı’na Tribecca İletişim Ajans Başkanı Ali Cem İlhan seçildi. Göreve gelir gelmez de, sektörün duayenlerini bir araya getirip, birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Güzel bir toplantı oldu. Toplantıya damga vuran konu başlıkları ise, konkurlarda çok düşük fiyat veren ajanslara karşın ortak akıl ve iş yapma kültürü, çalışanların eğitim profilindeki düşüklük ve fazla meraklı olmamaları gibi bir dizi sektör problemleriydi. Bu ilaveten, sektördeki sirkülasyon, müşteri çalma ve müşterinin esiri olma gibi konular da vardı.

*                           *                         *

 Gelelim bizim sohbete. Halkla ilişkiler ajanslarının en büyük problemlerinden birisi maaş politikası. Bir medya direktörüne A++ maaş verirken bir ajans, bir başka ajans B+ maaş veriyor. Arada uçurumlar meydana geliyor. Bir müşteri temsilcisi asgari ücret alırken bir ajansta, diğer ajansta ise öğretmen maaşı alıyor. Durum böyle olunca da, çalışanlar bir yılı doldurup, daha fazla maaş veren ajansa geçiyor. İşten ayrıldığı ajansta danışmanlığını yaptığı markalar da, yüzüstü kalıyor. Danışanının sürekli değiştiğini gören markalar da ajans değiştiriyor. Eğer halkla ilişkiler uzun süreli bir iletişim yönetimiyse ve sen yeni bir markaya iletişim danışmanlığı vermeye başlıyorsan, çalışanla da ayrı bir sözleşme yapmak gerekir. Markayı yüzüstü bırakmak, hem ajansa, hem de markaya zarar verebilir. Peki bu maaş politikalarını ne belirliyor? Tabi ki, patronun vicdanı. Eğer daha fazla kazanıyım, ne kazanırsam kardır, biri gider biri gelir, işine geliyorsa gibi düşüncelere sahip bir ajans başkanına denk gelirseniz, az para kazanacaksınız. Eğer, benim için başarı önemlidir, çalışanlarımı mutlu ettiğim sürece daha fazla iş ve iş yapma motivasyonu sağlarım, motivasyon arttıkça verimlilik artar, verimlilik arttıkça da başarı sağlarım gibi kurumsal ve olgun düşüncelere sahip bir patronunuz var ise, 8 müşteriye de baksanız, huzurunuz yerinde olacaktır. Önemli olan, başarının nasıl yakalandığıdır? 40-50 tane müşteriye sahip ajanslarda, 10-15 yıla yakın çalışan halkla ilişkiler uzmanlarının olması; ajansın ne derece İK ve maaş politikası uyguladığının kanıtıdır.

*                           *                         *

 Gelelim sohbete. Bazı ajanslar çalışanını mutlu etmek ve daha fazla başarı elde etmek için prim sistemleri kullanıyor. Yılbaşında her çalışanına en az maaşı kadar prim ödemesi yapıyor. Peki bir ajans bunu yapmak zorunda mı? hem dolgun maaş verip, hem de prim ödemek zorunda mı?  para patronun cebinde kalabilir. Daha lüks yaşayabilir. Hem de bu primi 40-50 kişiye ödemek asıl olan yiğitlik. Neden yapıyor bunu bu ajans? Ve bu gibi uygulamaları ve kazandıkları bir çok başarıyı neden görmezden geliyor diğer ajanslar? Neden bir çok ajans çalışanına özel sağlık sigortası yaparken, bir çok ajans da sağlığını bozuyor çalışanların? Özel sağlık sigortası uygulayan ajansların her geçen gün büyüyen müşteri listesi ile, sağlığını bozan ajansların küçülen müşteri listesi arasında bir bağ var mı? Önemli nokta bunlar.

*                           *                         *

 Gelelim sohbete. Ajanslarda çalışan bir çok halkla ilişkiler uzmanı, bir an önce kurumsal iletişim tarafına, yani markaya geçmek istiyor. Bunu yapmasının altındaki nedenleri de yine ajanslar ve ajans patronları belirliyor. Sosyal yönden hiçbir imkan tanımayan, düşük maaş politikası uygulayan ve her şeyin yalnızca maaşı verip bittiğini sanan ajanslardan bıkan iletişimciler ise, kurumsala geçmek için can atıyor.

*                           *                         *

 Gelelim sohbete. Bizim sohbetimiz bu gibi sorunlar üzerineydi. Ortak akıl ve iş yapma kültüründen önce, ortak İK, maaş ve çalışan politikası belirlemek gerekir. Eğer bu sorunları ajanslar aşabilirse, işte o zaman ortak iş yapma kültürü oluşabilir. İşte o zaman halkla ilişkiler ajansları ve sektör büyüyebilir.

Ali Yıldırım

Halkla ilişkiler ürün satmak için kullanılmaz

“Şirketler hedef kitlesi üzerinde algı yönetimine halkla ilişkiler ile başlar”

Kurumlar, ürün veya hizmetini bir şekilde hedef kitle üzerinde beğendirmek, tanıtmak ve hakkında fikir “aşılamak” için bazı çalışmalar yapar. İletişim faaliyetleri akademik olarak, bir mesajı kodlayıp kanallar aracılığıyla hedefe veya alıcıya göndermek olarak temelde tanımlanır. Bu zincir reklamcılık alanında farklı, pazarlama alanında farklı, halkla ilişkiler alanında ise daha farklı kurgulanır. Kodlayıp hedefe iletmek için oluşturduğumuz mesaj, reklamcılık alanında kısa süreyi, pazarlama alanında belli aralıklı bir süreyi kapsar, halkla ilişkilerde ise, herhangi bir süre kısıtlaması yoktur. Mesaj, hedef kitle üzerinde uzun süreli etki için kodlanır. Halkla ilişkilerin diğer iletişim alanlarından ayrıldığı nokta, hedef kitle üzerinde uzun süreli bir algı yaratmaktır. “Tüpraş” dediğimizde aklımıza ilk gelen neyse, halkla ilişkiler aklımıza ilk gelen o kavramı oluşturmak için çalışır. Bu yüzden hedefe göndereceğimiz her türlü mesaj halkla ilişkiler anlamında çok önemlidir.

Halkla ilişkiler nasıl başlar?

Halkla ilişkiler, bir ürün veya hizmetin lansmanı ile başlayıp kurum içerisinde, hedef kitle üzerinde  etki bırakacak olayların medya araçlarıyla hedef kitleye iletilmesiyle devam eder. Bu yeterli mi? hayır tabi ki. Medya iletişimi, halkla ilişkilerin bir kısmını oluşturur. Bunun içerisinde sponsorluk iletişimi, itibar yönetimi, marka yönetimi, dijital iletişim, lobi faaliyetleri, etkinlik iletişimi ve kamu iletişimi olarak sıralayabiliriz. Bu süreçte hedefe iletilecek spesifik bilgiler, reklam ve pazarlama faaliyetleriyle tamamlanır. Bir ürünü satmak için reklam, tanıtmak için pazarlama, tattırmak için ise halkla ilişkiler kullanılır.

 


Halkla ilişkileri direk olarak, bir ürünün veya hizmetin satışlarını artırmak için kullanamazsınız.

Uzun süreli hedeflerde bu mümkündür; fakat önce zihinlerde bir algı oluşmalı. Bir örnek verirsem, konu ile ilgili ofiste yapmış olduğumuz tartışmaya son noktayı koyabilirim. Bir marka düşünün, sosyal sorumluluk faaliyetleri çerçevesinde fabrikasının bulunduğu bölgeye bir okul yaptırmak ister. Okul için büyük bir yatırım yapar. Amaç; ülkeye bir okul kazandırmak, bölgesinde okul yaptıran bir marka olarak algılanmak, çevreye verdiği veya verebileceği zarara karşı çevre halkının gözünde iyi görünmek olarak sıralayabiliriz. Peki, bu halkla ilişkiler çalışmasının karışılığında marka, direk olarak veya dolaylı  somut bir fayda elde etti mi? Hayır. Uzun dönemde ekonomik bir fayda sağladı mı? Hayır. Demek ki halkla ilişkiler, ekonomik bir fayda için kullanılmaz. Eğer yaptığınız bir halkla ilişkiler çalışmasından satışları artırıcı bir sonuç elde ettiyseniz, hedef kitleniz sizin markanıza rağbet ettiyse, siz halkla ilişkiler yapmamışsınızdır.

Halkla ilişkiler kavramları iyi bilinmeli!

Öğrendiğim bir kaç halkla ilişkiler kavramı ile yazıyı bitirmek faydalı olacaktır. Sınırlamaların tespiti, bu kavramı bir tekstil şirketinin uzun süreli iletişim stratejisi hazırlarken öğrendim. Strateji, bir takımın ürünüdür. Bu da önemli nokta. Neyse, nedir bu kavram? Bu kavram, iletişim desteği vereceğiniz iş ortağınızın eksiklikleri, karşılaşacağınız sorunları ve yetersizlikleri olarak sıralanabilir. Eğer bir proje için yola çıkmak istiyorsak, bütçe kısıtlamalarını bilmeliyiz.

Sağlık iletişiminde öğrendiğim diğer bir kavram Chronic disease management. Bu kavramı kronik hastalıklarda, hastanın kendi kendine bakabilmesi için koordineli bir biçimde oluşturulan müdahale ve iletişim sistemidir. Zorunlu bütün kondisyonların göz ününde bulundurulması da çok önemlidir.

Son olarak herkesin bildiği press kits, basın iletişiminde gazetecilerin ilgi ve dikkatini çekebilmek için çok önemlidir. Bu yüzden, basın kitinin içeriğini hazırlarken, onların ihtiyacına yönelik materyaller olmalı. Son zamanlarda basın kitinin içerisinde USB en dikkat çekici içerik. Fakat, benim yaşadığım gibi, basın mensubu sizin etkinliğinize gelmeden önce IBM’nin etkinliğine gittiyse ve orda 32 GB’lık metal kaplama bir USB aldıysa, sizin ona vereceğiniz 2 GB’lık usb çöp olacaktır. Bu yüzden basın kiti içeriğini planlı ve düşünerek seçiniz.