Türk Telekom Reklamı ve Ahmet Hakan Gazeteciliği

Türk Telekom Fiber İnternet Projesi için bir reklam filmi çekti. Filmde Ferhat Göçer denen fantazi ve pop müzik şarkıcısı bağıra bağıra “memleketim” şarkısını seslendiriyor. Bu bağırmayı diline dolayan izleyiciler sosyal medyadan markayı ve Ferhat Göçer’i tiye alıyor ve hakaret ediyorlar. Ferhat Göçer’i tanımam etmem, kendisi hakkında olumlu ya da olumsuz bir fikre sahip değilim. “Ben zaten hep caz dinlerim.”

Neyse bu reklam üzerine ünlü yada ünsüz, iletişimci veya değil, reklamcı veya PR’cı, önüne gelen herkes acımasızca eleştiri yaptı.

Neymiş efendim,

Ferhat Göçer neden bu kadar bağırıyor,

memleketim şarkısını mahvetti,

“mevlit okusun kendisi”,

“ayağına batan kıymık mı var”

“Neden yırtınıyorsun?”

ferhat göçer arıyor… ve ben ölü taklidi yapıyorum… çaktırmayalım.”

Markayı geçtim, yukarıdaki ifadeler bir insana hakarettir. O reklamı izleyip izlememek izleyicinin elinde olan bir şey. tuşa basar kapatırsın. İzlemek zorunda değilsin. Sanırım Twitter’da yorum yapabilmek için zorla reklamı izleyenler var. İzlemeyin kardeşim. Ayrıca o reklamdan ben de nefret ediyorum.  Yazının çıkış noktası, Ahmet Hakan’ın köşesinde hergün bu olayı yazması. Ben Ahmet Hakan’ın o köşede daha faydalı şeyler yazmasını istiyorum. Hiç yazma demiyorum ki… Daha da garip olan, iletişimde “tekrar” kavramı vardır. Bir mesaj tekrar edildikçe zihinlere yerleşir. Ahmet Hakan’ın bu mesajı neden bu kadar tekrarladığı.

ahmethakan

Ahmet Hakan Gazeteciliği 

Ahmet Hakan severek takip ettiğim bir köşe yazarıdır. Gündemde olup biten olaylara farklı bir üslupla yaklaşmaktadır. Yıkıcı bir anlayışı yoktur. Tüm yazılarının ortak özelliği hem eleştiri, hem de çözüm içerir. Eskiden Nesimi’nin, Ziya Paşa’nın, Tevfik Fikret’in üslubunu taşıyor. Hiciv ustası bir anlamda. Amma ve lakin, Bazen öyle tivitler atıyor, köşesinde öyle yazılar yazıyor ki, gerçekten kendisine yakışmıyor. Melih Gökçek ile oynadığı “humour” oyunu bile sıkmaya başladı. Yer gelir, sen kimsin kardeşim derler, senin faydan nedir bu ülkeye…

Herkesin olduğu gibi Ahmet Hakan’ın da kusurları var. 

Köşesinden acımasızca eleştirdiği insanlara, Twitter’dan muziplik yaparak denge kurmaya çalışıyor. Kimse inanmıyor ve o insanların güvenlerini kaybediyor. Yapma.

“Neysem, oyum” yaklaşımını fazla abartıp, bazı değerleri tiye alıyor. Farkına varmıyor. Yapma.

Aklı hala muhafazakar çevrede; fakat network’ünü oluşturduğu elitist yaşamdan da vazgeçemiyor. Raad ol.

Nişantaşı’nın stressiz, ekonomik ve sosyo-kültürel bakımdan iyi olan ve “ekmek mücadelesi”nin az olduğu ortamından büyük haz alıyor. Al.

 

“Okuma kardeşim” diyebilirsiniz

Ahmet Hakan’a yakışan en iyi sıfat “patavatsız”. Neden mi? Ferhat Göçer’li TT reklamını köşesinde birden fazla eleştirmesi. Bir köşe yazarı günlük yaşamında bazı şeylerden rahatsız olabilir, bu onun kişisel problemi. Fakat onun köşe yazarı ve gazeteci gibi bir kimliği daha var. O kimlik, kamuoyunu bilgilendirme ve bilinçlendirme üzerine kuruludur normalde (Ahmet Hakan’da geçerli değildir). Sen beğenmediğin kişisel şeyleri kamuoyuna dayatamazsın, bize de “siz de sevmeyin” diyemezsin. Bir kere deyin, ama 10 kere de denmez ki.

Köşenizi okumaya başladığımda her gün sizin Ferhat Göçer’e hakaret eden ve tiye alan yazılarınızı görmemeliyim. Sosyal medyadan eleştirin, köşenizden eleştirin, ama bunu sürekli hale getirdiğinizde size olan sevgi sıcaklığını yitirebiliyor.

“Okuma kardeşim” diyebilirsiniz, işin kolayına kaçabilirsiniz; fakat asıl mesele, bir köşe yazarının Türkiye’nin en büyük gazetesinde bir şarkıcıyı ve reklamı birden fazla eleştirip tiye alması ve buna Twitter’da devam etmesi. Garip karşıladım.

Reklam hakkındaki yorumum: Türk Telekom, görsel ve müzik dengesini kuramadı. Onlarca görüntüden hiçbiri akılda kalmıyor. Belli ki izleyicilere müzik dinlettirmek istemiş, eline yüzüne bulaştırmış. Geçmiş olsun.

Ali Yıldırım

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir